Selçuk üniversitesinin en büyük ve kaliteli içeriğine sahip sitesine kayıt olmadıysanız hemen kayıt olun
KAYIT OL ve ya GİRİŞ YAP

Forum Ana Sayfa Forum Ana Sayfa
Son 25  Tema Seç  Aktif Kullanıcılar
İletişim / Reklam   Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş
ukman      ----      Teknik Bilimler M.Y.O.    
Merhaba arkadaşlar,

Bulanık mantık ile ilgili ödev araştırması yapıyorum ama herhangi birşey bulamadım.Eğer yardımcı olabilecek biri varsa çok teşekkürederim. Smile
Fuzzy Tech programıda elimde mevcut değil.Bu konuda üniversiteden'de bilgi alamıyorum.Hocalarımız saldı bizi elimizde program yok birşey yok.Belki program olsa birşeyler yapabileceğim.Lütfen bir bulanık konusu ile ilgili elinizde hazır not varsa proje olarak paylaşırsanız sevinirim.Bu dersi verip kurtulmak istiyorum.Frown
'secret'      ----      Ey Aişe.İlk günkü gibi,kördüğüm gibi.    
Orjinalini yazan: Musab b.Umeyr

Allahım Bize Bu Aşkı Nasip Et Ya Rab'bi...:(((...:'((

Aminn..çk güzeldi
hayalist      ----      Kendini Tanımla    
vefasız
benim vefasız tarafımı görmek isteyenler bundan sonra uzun bir zaman görürsünüz vefasız halimi

livora      ----      12 Mart 1921 İstiklal Marşı'nın Kabulü    
12 Mart 1921-İstiklal Marşı'nın Kabulü
 
İstiklal Marşımız, yurdumuzun düşman işgaline uğradığı felaket günlerinde hazırlandı. Saldırgan düşmana karşı Anadolu’da tutuşan heyecanı koruyacak; vatan sevgisini ve inancı canlı tutacak bir marşın hazırlanması düşüncesi, Genel Kurmay Başkanı İsmet (İnönü) Paşa dan geldi. İsmet İnönü böyle bir marşın Fransız ordusunda mevcut olduğunu ve bizim ordumuz için de faydalı olacağını Milli Eğitim Bakanlığına iletti. Milli Eğitim Bakanlığı da bu düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi. Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti. Yarışma için 734 şiir gönderildi. Bir kurulca bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı. Ama hiçbiri beğenilmedi; marş olacak değerde bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif’in para ödülünden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmadığı öğrenildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi şairin Meclis’teki sıra arkadaşı Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey’in yardımını istedi.

Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

‘‘Akif Bey’in yanımda olduğu bir zaman,elime bir kağıt parçası alarak,onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım.

- Ne yazıyorsun?

- Marş…İstiklal Marşı yazıyorum.

- Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun? içinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun?

- Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de her hangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi.

- Ya, o halde yazalım.

İşte böylece yazılmaya başlanan ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli Eğitim Bakanlığının seçici kuruluna sunuldu. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce seçilen 6 şiirle birlikte yeni şiiri Ordu Komutanlarına gönderdi. Onlardan, şiirlerin askerlere okunmasını, beğenilenleri sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede sonucu bildirdiler: Hepsi de Mehmet Akif’in şiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki iş, İstiklal Marşı’nın T.B.M.M’ne getirip kabul ettirmekti. Marş, ilkin Meclis’in 1 Mart 1921 günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı. Başkan Mustafa Kemal’in söz vermesi üzerine Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık alkışlarla kesilen şiiri okudu ve son seçimin Meclis’e ait olduğunu söyledi. O gün oylama yapılmadı. Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama, Meclis’in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı orkestrası şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu. Marşın armonilenmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı.

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl

Mehmet Akif ERSOY

 

Güliz      ----      Ermeni iddialarını bitirmek isteyen sadrazam...    
   Ermeni iddialarını bitirmek isteyen sadrazam
 

  Ermeni meselesi konusunda Türkiye çok adım atmıştır aslında. Bunlardan bir tanesi Cumhuriyet’in henüz kurulduğu yıllara rastgelmişti.

  Abdullah Gül’ün yıldırım ABD ziyareti, PKK meselesinin yanında, Ermeni Soykırımı tasarısını önleme çabası olarak da dikkatleri çekti. Müzakerelerde ne kadar başarılı olunduğunu karar çıktığında göreceğiz. Hrant Dink cinayetinin elimizdeki kartları zayıflatıp zayıflatmadığını da test etme imkanımız olacak böylece.

  Türkiye’nin Ermeni meselesinde son yıllarda atağa kalktığı, üzerindeki ölü toprağını silkelemeye çalıştığı görülüyor. Hatırlayacaksınız, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ermenistan’a çağrıda bulunulmuş ve bu meseleyi her iki taraftan tarihçilerin bir araya gelerek çözmesi gerektiğini söylemiş, hatta böyle bir uluslararası toplantı için çağrıda bile bulunmuştu. Tabii Ermenistan olumsuz cevap verdi; diaspora Ermenileri de sıcak bakmadılar. Böylece uzattığımız el havada kaldı.

  İlk defa mı oluyordu bu? Hayır. Bundan tam 88 yıl önce de bir Osmanlı Sadrazamı gövdemize dolanmak istenen bu deli gömleğini yırtıp atmak için cesurca bir girişimde bulunmuştu. Hem de bugün Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya kalkanlara meydan okuyarak.

EMPERYALİZMİN NİYETİ

Tarih: Ocak 1919. İşgal İstanbul’undayız.

  Müttefik kuvvetleri Osmanlı’nın payitahtına el koymuş olup baskı yaparak milletvekillerini, valileri, generalleri dahi tutuklatmaktadır. İstanbul’da İttihatçı avı başlamıştır. Özellikle Ermeni Soykırımı suçlamasına maruz kalanların şiddetle cezalandırılması için baskılar giderek artmaktadır. Henüz Mustafa Kemal’in Samsun’a doğru yola çıkmasına 4-5 ay vardır. İngilizler Anadolu’daki kıpırdanmalardan fena halde rahatsızdır. Gerekirse tekrar savaşı başlatmak yetkisiyle İstanbul’a gönderilen General Allenby Tevfik Paşa hükümetine sert bir ültimatom vermiştir. Bu şartlar altında görev yapamayacağını gören Tevfik Paşa da istifasını verir..

  Ancak devir kaht-ı rical devridir, yani ehil adam kıtlığı çekilmektedir. Çaresiz, Vahdettin sadrazamlık mührünü yeniden Tevfik Paşa’ya uzatır. Paşa’nın önüne yine Ermeni iddiaları çıkartılacak ve suçluların cezalandırılması istenecektir. Meclis’te ikide bir İttihatçılara idam sesleri yükselmekte, Müttefik güçleri de alabildiğine sıkıştırmaktadır. Tevfik Paşa bu sefer kararlıdır: Yaygaralara son vermek için öyle bir adım atmalıdır ki, hem devlet üzerindeki şaibe bulutu ortadan kalksın, varsa suçlular adil bir şekilde yargılansın hem de tepelerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılan bir beladan kurtulabilsin.

  Bu amaçla 19 Şubat 1919’da tarafsız 5 Avrupa ülkesinin büyükelçiliğine mektup yazarak tehcir konusunu araştırmak amacıyla İstanbul’da toplanacak bir uluslararası mahkemeye iki yargıç göndermelerini ister. İşte Danimarka elçiliğine gönderdiği mektubun metni:

  ‘Danimarka Kraliyet Elçiliğince bilindiği üzere Osmanlı Hükümeti, savaş sırasında gerek Müslüman, gerekse Müslüman olmayan Osmanlı yurttaşlarının sürülmelerinden sorumlu olanlar hakkında adli kovuşturma açmış bulunmaktadır. Irk ve din ayrımı gözetmeksizin suçluları ortaya çıkarmak üzere hem İstanbul’da hem de illerde soruşturma komisyonları kurulmuştur. Bu sorunu yüksek hakkaniyet ve tarafsızlık etkisiyle aydınlatabilmek için Osmanlı Hükümeti adı geçen soruşturma komisyonları üyeliklerine tarafsız ülkeler yargıçları arasından seçilecek yabancı üyeler de katmaya karar vermiştir. Osmanlı Dışişleri Bakanı bu düşünceyle Danimarkalı iki yargıcın anılan komisyonlara atanması için Hükümeti nezdinde aracılık etmesini ve Danimarka Elçiliğinin cevabını tez elden bildirmesini Danimarka Kraliyet Elçiliğinden rica etmekle onur kazanır. Bu üyelerin yollukları ve öteki giderler tabii ki Hükümet-i Şahanece karşılanacaktır.’

  ÇEŞİTLİ FIRILDAKLAR

  Bilir misiniz, Tevfik Paşa’nın notasının ilgili ülkelerin dışişleri bakanlıklarına ulaştırılmaması için İngilizler nice fırıldaklar çevirmişlerdir. Neden peki? Çünkü Paşa, bu meselede onların ne kadar ikiyüzlü davrandığını göstermeye kararlıdır. Ermeniler umurlarında değildir. Emperyalistlerin asıl niyetleri gerçekleri ortaya çıkarmak değil, iddiaları bir çelik kasatura gibi böğrümüzde hissettirmektir. Bu yüzden Paşa’nın cüretkar hamlesi karşısında akla gelmedik entrikalara başvururlar.

  Neler mi yaparlar? Sansür memurlarını harekete geçirmek suretiyle mektupların hiç olmazsa ilgili ülkelerin dışişleri bakanlıklarına ulaşmasını engellemeye çalışırlar, ki bunu tam olarak başaramamış, telgraflar Kopenhag, Lahey ve Madrit’e ulaşmıştır. Ardından çekilen telgrafların hiç olmazsa İsveç ve İsviçre’ye ulaşmaması için akla hayale gelmedik dolaplara girişeceklerdir.

   Mesela şimdilerde Ermeni Soykırımı adına her sene bir anıt açan Fransa’yı, o yıllarda bu iddiaları bitirebilecek bu önemli girişimi bütün gücüyle engellemeğe uğraşırken görüyoruz. (İkiyüzlülüğün bu kadarı da fazla diyorsanız, yanılıyorsunuz çünkü dahası var.)

  Fransa Kopenhag Büyükelçisini harekete geçirerek Osmanlı Hükümeti’nin isteğinin kabul edilmemesi, yani İstanbul’a yargıç gönderilmemesi uyarısında bulunur. Nitekim İngiliz-Fransız baskısı sonuç verecek ve Danimarka, Tevfik Paşa’nın davetini reddedecektir.

   Sıra İspanyollara gelmiştir. Onların zaten İngiltere’den habersiz iş yapacak mecalleri yoktur. İspanya’nın Londra Büyükelçisi 28 Şubat’ta İngiliz Dışişleri Bakanlığının görüşünü almak için başvurduğunda kendisine şu sunturlu cevap verilir: Bu, barış konferansının işidir. Türkiye’nin çağrısının kabul edilmesi, barış konferansında muhtemelen alınacak tedbirlerle çelişecek ve ciddi komplikasyonlar yaratabilecektir.

  Böylece Tevfik Paşa’nın bu ciddi girişimi amacına ulaşamayacak ve tarihi bir fırsat kaçırılacaktır. Ancak Paşa bir noktada hedefine ulaşmış sayılmalıdır. Ermeni Soykırımı iddialarını dillerine dolayanların göz yaşartıcı samimiyetlerini(!) ortaya sermiş ve kayıtlara geçirmeyi başarmıştır.

  Bugün bize utanıp sıkılmadan tarihimizle yüzleşmemiz gerektiğini söyleyen devletler, o zaman uluslararası bir mahkeme huzurunda gerçekleşecek hesaplaşmayı göze alamamış ve dertlerinin Ermeniler değil, kendi çıkarları olduğunu cümleye ayan etmişlerdi.

  Başkentinin işgal altında olduğu, ordu ve parlamentosuna kadar bütün kurumlarının denetim altına alındığı ve henüz şahitlerin anılarının canlı olduğu bir ortamdaki yargılama nasıl sonuçlanırdı bilinmez. Ama en azından Türkiye’nin bir hafıza çalışması yapmaya açık olduğu ve bunu, güçlü ve avantajlı olduğu bir ortamda değil, en zayıf ve işgal altında bulunduğu, dolayısıyla en dezavantajlı zamanında istediği göz önünde bulundurulursa geleceğin tarihçilerini kandırmak pek kolay olmayacaktı.

Ermeniler’e uzanan dostluk eli

   Başbakan Tayyip Erdoğan’ın soykırım iddialarını her iki tarafın tarihçilerinin çözmesi önerisine gerek Ermenistan gerekse diaspora itibar etmemişti.

Wilson’ın haritası

  1913’ten 1921’e kadar iktidarda kalan ABD Başkanı Wilson daha çok 8 Ocak 1918’de ilan ettiği ‘14 Noktası’yla tanınır. 12. nokta, Osmanlı topraklarında Türk çoğunluğun yaşadığı bölgenin Türkler’e verilmesini istemiş, bu da Misak-ı Milli’mizin hukuki temelini oluşturmuştur. Ancak Başkan Wilson’un bir başka planı daha vardı. 21 Ocak 1918’de Paris Barış Konferansı’na giderken yanında bir program ve yanda gördüğünüz Türkiye’nin parçalanmasını öngören haritayı da götürmüştü. Giresun’dan başlayıp Sivas, Maraş, Adana, Mersin, Van, Kars ve Ağrı’yı da içine alan büyük Ermenistan haritasıydı bu. Bu harita tarihe, Wilson’ın Ermenistan’ı olarak geçti.

Mustafa Armağan...
 
 
Güliz      ----      ŞİİR ARŞİVİ    

Gün gölgesi değil bu fecir aydınlığıdır...




-Ben sana her gelişimde, simsiyâh bir geceyi ardımda bırakırım...



Gün gölgesi değil bu fecir aydınlığıdır
Bâd-ı bahar titreşir birazdan pâre pâre
Ebâbil kanadında çiçeğe duran sabır
Diz vurup temâşaya saçılır çırılçıplak
Azatlığı yâr yolu düşten düşe avare
Gülüşüm dalgalanır yâr düşünde ıpıslak



Dâr-ı efkâr ki kapar berduşluğu birazdan
Gem tutmaz hoş bir sedâ çivilenir
zamana
Ve ayaz perçemleri uğurlayan firazdan
Bir koşuşturma başlar yalınayak bem
beyaz
Az sonra serin serin eser dil-i sûzana
Yâr göğsünden usulca göğü inleten niyâz



Gün gölgesi değil bu fecir aydınlığıdır
İmdâtta katreleşir misk û amber semâhı
Börtü-böcek sofrası ikrâmla yanan çayır
Açar gerdanlığını gökyüzüne yem
yeşil
Birazdan hoyratlığım üstlenir her günâhı
Dilimde mum alevi dudaklarımda kandil



Meş’âleler kuşanır ardıma düşen siyâh
Ve mahfuz bûselerim dolanır ar dolumu
Birazdan sûretimde hesâpsız âhû-nigâh
Ferâhlar ayaklanır lâtif sesiyle mahcup
Gelincikler visâle boyar hamdla yolumu
Şükreder güvercinler
aşka tavafa durup



Gün gölgesi değil bu fecir aydınlığıdır
Birazdan pusatlanır vakit kuş seslerini
Zifir salıncağında hüzün emziren bağır
Serkeşliği bağırır çalgı çağanak endâm
Gam sessizce huzura bırakınca yerini
Seyrelmiş ekinlerde başaklanır ihtiram



İndirir perdesini birazdan ehl-i keyif
Şâd-ı visâl tutunur buz kesmiş ellerime
Birazdan mâbedinde gülle tüllenmiş elif
Şavkını şahlandırır parmak ucumdaki sır
Birazdan şahdamarım kabarır lime lime
Gün gölgesi değil bu fecir aydınlığıdır



Onaltı Mayıs İkibindokuz-Gaziantep

Hakan İlhan Kurt

seuCARSİ      ----      İsveç de 'Ermeni Tasarısı'nı kabul etti    
BÜYÜKELÇİ ÇAĞRILDI VE GEZİ İPTAL EDİLDİ

ABD'nin ardından İsveç'in de Ermeni iddialarını içeren tasarıyı onaylamasına Türkiye'den anında tepki geldi. Büyükelçi geri çağrıldı, Başbakan Erdoğan'ın bu ülkeye ziyareti de iptal edildi.

İsveç Parlamentosu'nda ermeni tasarısının kabul edilmesinin ardından 17 Martta gerçekleştirilmesi öngörülen Türkiye-İsveç Zirvesi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu ülkeye yapacağı ziyaret iptal edildi.

Başbakanlık Basın Merkezi aracılığıyla yayımlanan konuya ilişkin ''Hükümet Açıklaması'' şöyle:

''İsveç Parlamentosu'nda Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde bazı halklara soykırım yapıldığına dair bir önerge kabul edilmiş olmasını esefle karşılıyoruz. Kararı şiddetle kınıyoruz.

Dayanaktan yoksun, büyük yanlışlarla malul bu kararı halkımız ve Hükümetimiz reddetmektedir.   

Kararın İsveç'te 2010 Eylül ayında düzenlenecek seçimlere yönelik bazı siyasi çıkar hesapları yapılarak alındığı aşikardır. Yerel siyasi saiklerle kabul edilen bu önerge, Türkiye-İsveç ilişkilerine ve halklarımız arasındaki yakın iş birliğine ve dostluğa yakışmamıştır.

Tarihle dürüst şekilde yüzleşilmesi için çağrı yapan Türkiye'dir. Tarihle yüzleşmekten kaçınanlar, iddialarını karşılıklı olarak görüşmekten ve gerçeği bilimsel yöntemlerle çalışarak açığa çıkarmaktan korkanlardır. Bu korkuyu taşıyanlar, küçük siyasi çıkarlar peşindeki yabancı parlamenterleri istismar etmekte ve onlar tarafından istismar edilmektedirler. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine ilişkin iddiaların İsveç Parlamentosu gündemine girmesi böyle bir istismar döngüsünün sonucudur.

Parlamentoların ve siyasetçilerin görevi, tarih konusunda yargıda bulunmak değil, tarihten ders çıkararak geleceği inşa etmektir.

Tarihi gerçeklerin ve Türkiye'nin kendi tarihi ile ilgili görüşlerinin yabancı parlamentoların siyasi çıkar zemininde almış oldukları kararlarla değişeceğini sananlar ağır bir yanılgı içindedirler.

17 Mart 2010 tarihinde gerçekleştirilmesi öngörülen Türkiye-İsveç Zirvesi ve Sayın Başbakanımızın bu ülkeye yapacağı ziyaret iptal edilmiştir.

Stokholm Büyükelçimiz, istişareler için Ankara'ya çağrılmıştır.''

Kaynak: AA




livora      ----      Günün Sözü    
Kimi insanlar vardır,dizimin dibindedir ama Yemende gibidir.
Kimi insanlar vardır,yemendedir ama Dizimin dibindedir..
( Hz.MEVLANA)
Güliz      ----      son harften üye bul    
Yılmaz...
Güliz      ----      Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız    
Banka kartlarımı... :)
Alttaki bu iyiliğimi unutma... :p
+urker      ----      son harften üye bul    
important boy
Güliz      ----      son harften üye bul    
Animeci...
+urker      ----      Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız    
boş bırakmaz benim bildiğim güliz :)

logitech m305 mousemu
Güliz      ----      Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız    
Çantamı...
livora      ----      Üçüncü Tekil Şahısa Bir NOT Yaz!    
Saçmalık..
livora      ----      Dİyarbakır-Bursa Maçında Olaylar!    
Orjinalini yazan: Ruzgar_Gulu

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.) [İbni Neccar]

Bu yaptığın çok saçma,ne yorum yaptıysa arkasında durmalı insan..Boşluğa yazmıyoruz bizde herhalde yorumlarımızı..Dinin arkasına sığınıpta insanları farklı durumlara düşürümüyoruz mesela..
+urker      ----      TR deki basık araçlar    

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1024x768.

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1024x768.

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1024x768.

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1024x768.




This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1200x1600.



This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 604x453.

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 604x453.



hayalist      ----      Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız    
haciz senetlerimi bırakıyorsun turkerr :)
cüzdanımı
ultrá20      ----      Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız    
sen bana idda hesaplarını ver biraz da tüyo tamam :)
ben notlarımı bırakıyorum kmseye vermem normalde :P
+urker      ----      Üçüncü Tekil Şahısa Bir NOT Yaz!    
auhauhahu :D iyki varsınız dostum
+urker      ----      Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız    
:))) vayy bee şimdi telefonunuda kabul edemem senin ne yapsak

hisse senetlerimi bırakıyım bari :D
ultrá20      ----      Üçüncü Tekil Şahısa Bir NOT Yaz!    
dostum sen varken onun bişeyin peşinde olması gerekiyor mu :)
hayalist      ----      Şuan Moraliniz %de Kaç ?    
%51
hayalist      ----      Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız    
kaç para borcun var senin her zaman her zaman borç ımf mi borcun var bi biteremedin
hayıra hizmet vakfımı burası kabul mabul yok :)
cep telefonu bırakırdım
+urker      ----      Üçüncü Tekil Şahısa Bir NOT Yaz!    
neyin peşindesin ah bilsem
Bedava oyunlar oyun siteleri Notebook Pil Notebook Servis Fimo hamuru