Selçuk üniversitesinin en büyük ve kaliteli içeriğine sahip sitesine kayıt olmadıysanız hemen kayıt olun
|
|
|
| ukman ---- Teknik Bilimler M.Y.O. | ||||||||||||||
Bulanık mantık ile ilgili ödev araştırması yapıyorum ama herhangi birşey bulamadım.Eğer yardımcı olabilecek biri varsa çok teşekkürederim. ![]() Fuzzy Tech programıda elimde mevcut değil.Bu konuda üniversiteden'de bilgi alamıyorum.Hocalarımız saldı bizi elimizde program yok birşey yok.Belki program olsa birşeyler yapabileceğim.Lütfen bir bulanık konusu ile ilgili elinizde hazır not varsa proje olarak paylaşırsanız sevinirim.Bu dersi verip kurtulmak istiyorum. ![]() | ||||||||||||||
| 'secret' ---- Ey Aişe.İlk günkü gibi,kördüğüm gibi. | ||||||||||||||
Aminn..çk güzeldi | ||||||||||||||
| hayalist ---- Kendini Tanımla | ||||||||||||||
vefasızbenim vefasız tarafımı görmek isteyenler bundan sonra uzun bir zaman görürsünüz vefasız halimi | ||||||||||||||
| livora ---- 12 Mart 1921 İstiklal Marşı'nın Kabulü | ||||||||||||||
![]() 12 Mart 1921-İstiklal Marşı'nın Kabulü
İstiklal Marşımız, yurdumuzun düşman işgaline uğradığı felaket günlerinde hazırlandı. Saldırgan düşmana karşı Anadolu’da tutuşan heyecanı koruyacak; vatan sevgisini ve inancı canlı tutacak bir marşın hazırlanması düşüncesi, Genel Kurmay Başkanı İsmet (İnönü) Paşa dan geldi. İsmet İnönü böyle bir marşın Fransız ordusunda mevcut olduğunu ve bizim ordumuz için de faydalı olacağını Milli Eğitim Bakanlığına iletti. Milli Eğitim Bakanlığı da bu düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi. Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti. Yarışma için 734 şiir gönderildi. Bir kurulca bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı. Ama hiçbiri beğenilmedi; marş olacak değerde bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif’in para ödülünden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmadığı öğrenildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi şairin Meclis’teki sıra arkadaşı Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey’in yardımını istedi.
Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle anlatıyor: ‘‘Akif Bey’in yanımda olduğu bir zaman,elime bir kağıt parçası alarak,onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım. - Ne yazıyorsun? - Marş…İstiklal Marşı yazıyorum. - Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun? içinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun? - Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de her hangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi. - Ya, o halde yazalım. İşte böylece yazılmaya başlanan ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli Eğitim Bakanlığının seçici kuruluna sunuldu. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce seçilen 6 şiirle birlikte yeni şiiri Ordu Komutanlarına gönderdi. Onlardan, şiirlerin askerlere okunmasını, beğenilenleri sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede sonucu bildirdiler: Hepsi de Mehmet Akif’in şiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki iş, İstiklal Marşı’nın T.B.M.M’ne getirip kabul ettirmekti. Marş, ilkin Meclis’in 1 Mart 1921 günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı. Başkan Mustafa Kemal’in söz vermesi üzerine Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık alkışlarla kesilen şiiri okudu ve son seçimin Meclis’e ait olduğunu söyledi. O gün oylama yapılmadı. Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama, Meclis’in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı orkestrası şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu. Marşın armonilenmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı. İSTİKLAL MARŞI Mehmet Akif ERSOY
| ||||||||||||||
| Güliz ---- Ermeni iddialarını bitirmek isteyen sadrazam... | ||||||||||||||
Ermeni iddialarını bitirmek isteyen sadrazam
Ermeni meselesi konusunda Türkiye çok adım atmıştır aslında. Bunlardan bir tanesi Cumhuriyet’in henüz kurulduğu yıllara rastgelmişti. Abdullah Gül’ün yıldırım ABD ziyareti, PKK meselesinin yanında, Ermeni Soykırımı tasarısını önleme çabası olarak da dikkatleri çekti. Müzakerelerde ne kadar başarılı olunduğunu karar çıktığında göreceğiz. Hrant Dink cinayetinin elimizdeki kartları zayıflatıp zayıflatmadığını da test etme imkanımız olacak böylece. Türkiye’nin Ermeni meselesinde son yıllarda atağa kalktığı, üzerindeki ölü toprağını silkelemeye çalıştığı görülüyor. Hatırlayacaksınız, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ermenistan’a çağrıda bulunulmuş ve bu meseleyi her iki taraftan tarihçilerin bir araya gelerek çözmesi gerektiğini söylemiş, hatta böyle bir uluslararası toplantı için çağrıda bile bulunmuştu. Tabii Ermenistan olumsuz cevap verdi; diaspora Ermenileri de sıcak bakmadılar. Böylece uzattığımız el havada kaldı. İlk defa mı oluyordu bu? Hayır. Bundan tam 88 yıl önce de bir Osmanlı Sadrazamı gövdemize dolanmak istenen bu deli gömleğini yırtıp atmak için cesurca bir girişimde bulunmuştu. Hem de bugün Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya kalkanlara meydan okuyarak. EMPERYALİZMİN NİYETİ Tarih: Ocak 1919. İşgal İstanbul’undayız. Müttefik kuvvetleri Osmanlı’nın payitahtına el koymuş olup baskı yaparak milletvekillerini, valileri, generalleri dahi tutuklatmaktadır. İstanbul’da İttihatçı avı başlamıştır. Özellikle Ermeni Soykırımı suçlamasına maruz kalanların şiddetle cezalandırılması için baskılar giderek artmaktadır. Henüz Mustafa Kemal’in Samsun’a doğru yola çıkmasına 4-5 ay vardır. İngilizler Anadolu’daki kıpırdanmalardan fena halde rahatsızdır. Gerekirse tekrar savaşı başlatmak yetkisiyle İstanbul’a gönderilen General Allenby Tevfik Paşa hükümetine sert bir ültimatom vermiştir. Bu şartlar altında görev yapamayacağını gören Tevfik Paşa da istifasını verir.. Ancak devir kaht-ı rical devridir, yani ehil adam kıtlığı çekilmektedir. Çaresiz, Vahdettin sadrazamlık mührünü yeniden Tevfik Paşa’ya uzatır. Paşa’nın önüne yine Ermeni iddiaları çıkartılacak ve suçluların cezalandırılması istenecektir. Meclis’te ikide bir İttihatçılara idam sesleri yükselmekte, Müttefik güçleri de alabildiğine sıkıştırmaktadır. Tevfik Paşa bu sefer kararlıdır: Yaygaralara son vermek için öyle bir adım atmalıdır ki, hem devlet üzerindeki şaibe bulutu ortadan kalksın, varsa suçlular adil bir şekilde yargılansın hem de tepelerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılan bir beladan kurtulabilsin. Bu amaçla 19 Şubat 1919’da tarafsız 5 Avrupa ülkesinin büyükelçiliğine mektup yazarak tehcir konusunu araştırmak amacıyla İstanbul’da toplanacak bir uluslararası mahkemeye iki yargıç göndermelerini ister. İşte Danimarka elçiliğine gönderdiği mektubun metni: ‘Danimarka Kraliyet Elçiliğince bilindiği üzere Osmanlı Hükümeti, savaş sırasında gerek Müslüman, gerekse Müslüman olmayan Osmanlı yurttaşlarının sürülmelerinden sorumlu olanlar hakkında adli kovuşturma açmış bulunmaktadır. Irk ve din ayrımı gözetmeksizin suçluları ortaya çıkarmak üzere hem İstanbul’da hem de illerde soruşturma komisyonları kurulmuştur. Bu sorunu yüksek hakkaniyet ve tarafsızlık etkisiyle aydınlatabilmek için Osmanlı Hükümeti adı geçen soruşturma komisyonları üyeliklerine tarafsız ülkeler yargıçları arasından seçilecek yabancı üyeler de katmaya karar vermiştir. Osmanlı Dışişleri Bakanı bu düşünceyle Danimarkalı iki yargıcın anılan komisyonlara atanması için Hükümeti nezdinde aracılık etmesini ve Danimarka Elçiliğinin cevabını tez elden bildirmesini Danimarka Kraliyet Elçiliğinden rica etmekle onur kazanır. Bu üyelerin yollukları ve öteki giderler tabii ki Hükümet-i Şahanece karşılanacaktır.’ ÇEŞİTLİ FIRILDAKLAR Bilir misiniz, Tevfik Paşa’nın notasının ilgili ülkelerin dışişleri bakanlıklarına ulaştırılmaması için İngilizler nice fırıldaklar çevirmişlerdir. Neden peki? Çünkü Paşa, bu meselede onların ne kadar ikiyüzlü davrandığını göstermeye kararlıdır. Ermeniler umurlarında değildir. Emperyalistlerin asıl niyetleri gerçekleri ortaya çıkarmak değil, iddiaları bir çelik kasatura gibi böğrümüzde hissettirmektir. Bu yüzden Paşa’nın cüretkar hamlesi karşısında akla gelmedik entrikalara başvururlar. Neler mi yaparlar? Sansür memurlarını harekete geçirmek suretiyle mektupların hiç olmazsa ilgili ülkelerin dışişleri bakanlıklarına ulaşmasını engellemeye çalışırlar, ki bunu tam olarak başaramamış, telgraflar Kopenhag, Lahey ve Madrit’e ulaşmıştır. Ardından çekilen telgrafların hiç olmazsa İsveç ve İsviçre’ye ulaşmaması için akla hayale gelmedik dolaplara girişeceklerdir. Mesela şimdilerde Ermeni Soykırımı adına her sene bir anıt açan Fransa’yı, o yıllarda bu iddiaları bitirebilecek bu önemli girişimi bütün gücüyle engellemeğe uğraşırken görüyoruz. (İkiyüzlülüğün bu kadarı da fazla diyorsanız, yanılıyorsunuz çünkü dahası var.) Fransa Kopenhag Büyükelçisini harekete geçirerek Osmanlı Hükümeti’nin isteğinin kabul edilmemesi, yani İstanbul’a yargıç gönderilmemesi uyarısında bulunur. Nitekim İngiliz-Fransız baskısı sonuç verecek ve Danimarka, Tevfik Paşa’nın davetini reddedecektir. Sıra İspanyollara gelmiştir. Onların zaten İngiltere’den habersiz iş yapacak mecalleri yoktur. İspanya’nın Londra Büyükelçisi 28 Şubat’ta İngiliz Dışişleri Bakanlığının görüşünü almak için başvurduğunda kendisine şu sunturlu cevap verilir: Bu, barış konferansının işidir. Türkiye’nin çağrısının kabul edilmesi, barış konferansında muhtemelen alınacak tedbirlerle çelişecek ve ciddi komplikasyonlar yaratabilecektir. Böylece Tevfik Paşa’nın bu ciddi girişimi amacına ulaşamayacak ve tarihi bir fırsat kaçırılacaktır. Ancak Paşa bir noktada hedefine ulaşmış sayılmalıdır. Ermeni Soykırımı iddialarını dillerine dolayanların göz yaşartıcı samimiyetlerini(!) ortaya sermiş ve kayıtlara geçirmeyi başarmıştır. Bugün bize utanıp sıkılmadan tarihimizle yüzleşmemiz gerektiğini söyleyen devletler, o zaman uluslararası bir mahkeme huzurunda gerçekleşecek hesaplaşmayı göze alamamış ve dertlerinin Ermeniler değil, kendi çıkarları olduğunu cümleye ayan etmişlerdi. Başkentinin işgal altında olduğu, ordu ve parlamentosuna kadar bütün kurumlarının denetim altına alındığı ve henüz şahitlerin anılarının canlı olduğu bir ortamdaki yargılama nasıl sonuçlanırdı bilinmez. Ama en azından Türkiye’nin bir hafıza çalışması yapmaya açık olduğu ve bunu, güçlü ve avantajlı olduğu bir ortamda değil, en zayıf ve işgal altında bulunduğu, dolayısıyla en dezavantajlı zamanında istediği göz önünde bulundurulursa geleceğin tarihçilerini kandırmak pek kolay olmayacaktı. Ermeniler’e uzanan dostluk eli Başbakan Tayyip Erdoğan’ın soykırım iddialarını her iki tarafın tarihçilerinin çözmesi önerisine gerek Ermenistan gerekse diaspora itibar etmemişti. Wilson’ın haritası 1913’ten 1921’e kadar iktidarda kalan ABD Başkanı Wilson daha çok 8 Ocak 1918’de ilan ettiği ‘14 Noktası’yla tanınır. 12. nokta, Osmanlı topraklarında Türk çoğunluğun yaşadığı bölgenin Türkler’e verilmesini istemiş, bu da Misak-ı Milli’mizin hukuki temelini oluşturmuştur. Ancak Başkan Wilson’un bir başka planı daha vardı. 21 Ocak 1918’de Paris Barış Konferansı’na giderken yanında bir program ve yanda gördüğünüz Türkiye’nin parçalanmasını öngören haritayı da götürmüştü. Giresun’dan başlayıp Sivas, Maraş, Adana, Mersin, Van, Kars ve Ağrı’yı da içine alan büyük Ermenistan haritasıydı bu. Bu harita tarihe, Wilson’ın Ermenistan’ı olarak geçti. Mustafa Armağan...
| ||||||||||||||
| Güliz ---- ŞİİR ARŞİVİ | ||||||||||||||
![]() Gün gölgesi değil bu fecir aydınlığıdır...-Ben sana her gelişimde, simsiyâh bir geceyi ardımda bırakırım... Gün gölgesi değil bu fecir aydınlığıdır | ||||||||||||||
| seuCARSİ ---- İsveç de 'Ermeni Tasarısı'nı kabul etti | ||||||||||||||
BÜYÜKELÇİ ÇAĞRILDI VE GEZİ İPTAL EDİLDİABD'nin ardından İsveç'in de Ermeni iddialarını içeren tasarıyı onaylamasına Türkiye'den anında tepki geldi. Büyükelçi geri çağrıldı, Başbakan Erdoğan'ın bu ülkeye ziyareti de iptal edildi. İsveç Parlamentosu'nda ermeni tasarısının kabul edilmesinin ardından
17 Martta gerçekleştirilmesi öngörülen Türkiye-İsveç Zirvesi ve
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu ülkeye yapacağı ziyaret iptal
edildi. Kaynak: AA | ||||||||||||||
| livora ---- Günün Sözü | ||||||||||||||
Kimi insanlar vardır,dizimin dibindedir ama Yemende gibidir.Kimi insanlar vardır,yemendedir ama Dizimin dibindedir.. ( Hz.MEVLANA) | ||||||||||||||
| Güliz ---- son harften üye bul | ||||||||||||||
Yılmaz... | ||||||||||||||
| Güliz ---- Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız | ||||||||||||||
Banka kartlarımı... :)
Alttaki bu iyiliğimi unutma... :p | ||||||||||||||
| +urker ---- son harften üye bul | ||||||||||||||
important boy
| ||||||||||||||
| Güliz ---- son harften üye bul | ||||||||||||||
Animeci... | ||||||||||||||
| +urker ---- Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız | ||||||||||||||
boş bırakmaz benim bildiğim güliz :)logitech m305 mousemu | ||||||||||||||
| Güliz ---- Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız | ||||||||||||||
Çantamı... | ||||||||||||||
| livora ---- Üçüncü Tekil Şahısa Bir NOT Yaz! | ||||||||||||||
Saçmalık.. | ||||||||||||||
| livora ---- Dİyarbakır-Bursa Maçında Olaylar! | ||||||||||||||
| ||||||||||||||
| +urker ---- TR deki basık araçlar | ||||||||||||||
![]() ![]()
![]()
![]()
![]()
![]() ![]() ![]() ![]()
![]()
![]()
![]() ![]() | ||||||||||||||
| hayalist ---- Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız | ||||||||||||||
haciz senetlerimi bırakıyorsun turkerr :)cüzdanımı | ||||||||||||||
| ultrá20 ---- Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız | ||||||||||||||
sen bana idda hesaplarını ver biraz da tüyo tamam :)ben notlarımı bırakıyorum kmseye vermem normalde :P | ||||||||||||||
| +urker ---- Üçüncü Tekil Şahısa Bir NOT Yaz! | ||||||||||||||
auhauhahu :D iyki varsınız dostum
| ||||||||||||||
| +urker ---- Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız | ||||||||||||||
:))) vayy bee şimdi telefonunuda kabul edemem senin ne yapsakhisse senetlerimi bırakıyım bari :D | ||||||||||||||
| ultrá20 ---- Üçüncü Tekil Şahısa Bir NOT Yaz! | ||||||||||||||
dostum sen varken onun bişeyin peşinde olması gerekiyor mu :)
| ||||||||||||||
| hayalist ---- Şuan Moraliniz %de Kaç ? | ||||||||||||||
%51
| ||||||||||||||
| hayalist ---- Alttakine Miras Olarak Ne Bırakırdınız | ||||||||||||||
kaç para borcun var senin her zaman her zaman borç ımf mi borcun var bi biteremedinhayıra hizmet vakfımı burası kabul mabul yok :) cep telefonu bırakırdım | ||||||||||||||
| +urker ---- Üçüncü Tekil Şahısa Bir NOT Yaz! | ||||||||||||||
neyin peşindesin ah bilsem
|