Okuduğunuz Kitaptan Beğendiğiniz Cümleler - 2010
Okudugunuz bir kitabin sizi etkileyen cümlelerini yada bir pasajini bu baslik altinda paylasabiliriz..
Kitap ve yazar adi da verirsek daha güzel olur..
''Iste Anadolu topraklari: Kayseri, Erzurum, Bursa, Iskenderun… Kerem ile Asli’nin külü. Bu topraklarda anneannelerimiz, dedelerimiz, birbirinin küllerine karisti. Biz burada insanligin külüne karistik. En çok ziyaret edilen, tarihin en çok mezar adlari tasiyan, sandukalarin, kral mezarlarinin, evliya türbelerinin en çok oldugu topraklardayiz. Bu topraklar, Kerem ile Asli’nin külüdür ve bu kül, bizi ilahi tutkallarla bagladi.
Simdi bize etnik ayrimcilik dayatiyorlar. Ama hiçbirimizin annesi, babamiza asik olurken, ‘bu, insallah Çerkez’dir, Bosnak’tir’ demedi. Ancak hepimizin annesi ve babasi, bir dügünde karsilastiklari zaman, ’seni yaratan ne güzel yaratmis, ben sana kurban olayim’ demistir. Biz, Allah’in yarattigi her insana evlenirken kurban olduk, çoluk çocuk kurban olduk. Bu topraklara da kurban olduk. Biz, sehirlerimizi böyle kurduk. Birligimizin temelinde, bu ask felsefesi, bu evliyalar ve bizi kardes yapan bu türküler, bu halaylar, bu kemençeler yatiyor…”
Nihat Genç_Ask Cografyasinda Konusmalar..
Cevaplar:
Mesajı Yazan: Bendis
Mesaj Tarihi: 20/Aralik/2009 Saat 20:23
Asktan Önce Asktan Sonra
Çünkü Ask Bir Milat
Takvimlerin Kendisini Sifirladigi, Saatlerin Yeniden Ayarlandigi An
Asktan Önce Olan Biten Hersey -misli Geçmis, Adeta Hiç Yasanmamis Bir Sekilde Hafizaya Sonradan Alinmis
Astan Sonra Olan Hersey Simdiki Zaman
Öncesi Ve Sonrasi Olmayan...
Uzaklari Yakin, Olmazlari Olur Eden Bir Efsun Ask
Insana Tükürdügünü Afiyetle Yalatan, Ettigi Tüm Büyük Laflari Bir Bir Hatirlatan, Bileginden Kavradi Mi Sarsan Sarsti Mi Birakmayan Bir Yudumcuk Efsun...
Ask Bir Kimyasal Bilesim, Formülünde esrar olan..
Elif Safak - Ask
Mesajı Yazan: atess
Mesaj Tarihi: 21/Aralik/2009 Saat 21:41
Toplar yenilir, ordular yenilir, nükleer bombalar yenilir. Yenilmeyen tek sey inançtir, hakli olduguna inanmaktir. Hakliysaniz, yer gök, dag tas, kuslar kayalar, ruhlar, öte alemler, annen baban, atalarin herkes senin yaninda savasa girer. Öteler-buralar, tabiat-denizler seninle bu ölüm kalim savasina girer ve kimse seni durduramaz ..
N.Genç_Hatti Müdafaa
Mesajı Yazan: atess
Mesaj Tarihi: 24/Aralik/2009 Saat 20:44
Ömür solugumuz nerden geliyor diye soruyorsun.
Uzun bir öyküyü özetlemek gerekirse
Derim ki Okyanus'un dibinden,
Her seyi yeniden yutan Okyanus'tan..
Amin Maalouf_Semertkant..
Mesajı Yazan: fıştık
Mesaj Tarihi: 26/Aralik/2009 Saat 19:58
Etin etimden, kemigin kemigimden. Ay isiginda oku harflerimi, ay isiginda yaz nameni. Senden önce öleyim ki ölümden korkma. Benden evvel öl ki ölümden korkmayayim.
Öyleyse dirimim gibi ölümümde de arkadasim.
Ey benim yaradilisim, yolunu kaybetmis yol arkadasim.
Kimin bagrindaki kemikten yaratilmissan ona gel. Eksik parçami arar gibi seni ariyorum ben. Sen de beni ara. Boslugunu doldur, eksigini tamamla.
Dünya dedigin bir kaza ertesi.
Aç kapilarini.
Elinle koymus gibi biraktigin yerde bul beni.
Gel neredeysen.
Cennet olsun yeniden...
nazan bekiroglu:la
Mesajı Yazan: fıştık
Mesaj Tarihi: 26/Aralik/2009 Saat 20:05
Kader, hayatimizin önceden çizilmis olmasi demek degildir. Bu sebepten, “ne yapalim kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamini degil, sadece yol ayrimlarini verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatinin hakimisin, ne de hayat karsisinda çaresizsin.
elif safak:ask
Mesajı Yazan: wimmo
Mesaj Tarihi: 26/Aralik/2009 Saat 20:39
karanlik bir tüneldeyim.tünelin duvarlari yüzlerden olusmus. aci çeken inleyen yüzler. tünelin ucunda kirmizi bir isik görüyorum. bir yürek gibi atiyor. BEN BIR ISIKSIZIM...
jean christophe grange _ seytan yemini
Mesajı Yazan: Misafir
Mesaj Tarihi: 26/Aralik/2009 Saat 23:04
kiskançlik alevinin sardigi kimse sonunda akrep gibi zehirli ignesini kendine çevirir
friedrich w. nietzsche
zerdüst böyle diyordu
Mesajı Yazan: atess
Mesaj Tarihi: 15/Ocak/2010 Saat 22:26
..Aksam indi,yildiz indi,ay indi.
Yagmur indi,vakit indi,ah indi.
Vahanin kalbine sekine,dünyanin gecesine keder.
Serinlikler,selametler.
Habil'i almak için melekler.
Kabil'i yazmak için katipler..
Nazan Bekiroglu_La Sonsuzluk Hecesi
Mesajı Yazan: atess
Mesaj Tarihi: 16/Ocak/2010 Saat 22:39
Kavramlara anlam veren,o anda geçerli güç iliskileridir.
O iliskiler d.egistiginde,''mücahit'' bir günde ''terörist'' oluverir.
Arafat'i düsünün:
1970'lerde Bati'nin gözünde bir ''terör örgütü lideri''ydi.ABD,onun kanini içmek için can atiyordu.Bugün ''Filistin Devlet Baskani'' sifatiyla son saldirinin kurbanlari için kan veriyor.
Ya FKÖ'lü ''Arap teröristler''?
Onlara çoktandir ''Arafat'in küçük generalleri''diyoruz.
Ayni sey Saron için de geçerli...
''Basbakan''olunca ''Satila katliamcisi'' sifati unutulmadi mi?
Irkçi Güney Afrika hükümetinin''terörist'' ilan ettigi Mandela,bugün saygin bir dünya lideri degil mi?
Nikaragua'da Sandinist gerillalar,Somoza'yi devirip bir gecede ''bürokrat'' olmadilar mi?
''Reel politik'' açisindan bakarsak tablo sudur:
Yakalanan terörist,''idam sanigi'' olur,basaran terörist ise ''devlet baskani''...
Darbeciler de öyledir:
Talat Aydemir basarsa bastaci edilecekti,basaramadi idam edildi.
Can Dündar_Nereye..
Mesajı Yazan: Le_Vent_Nous_Portera
Mesaj Tarihi: 17/Ocak/2010 Saat 13:56
SUÇ VE CEZA
Raskalnikovun kendi için yasama tutkusu onu iç dünyasinda yücelestirir ve hak, hukuk kavramlarinin tamamini alt üst ederek çözümlemelerde bulunur.
Fakat tasarladiklari altinda bogulur ve tüm psikolojisi çöker. Kitap boyunca olaylari Raskalnikovun gözüyle görüyor, Istirabi onunla yasiyorsunuz..
Romanin kahramani Rodion Raskolnikovun Rus Faustu oldugunu söyleyenler var
Ortak yönleri ikisinin de yoksul ögrenci gururlu ve ihtirasli olmalaridir.
Her ikisi de üstün zekalarindan ötürü duyduklari gururla suç islerler.Kendilerine bagli bir kadinin aski ile dogru yolu bulurlar...
Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski
Mesajı Yazan: atess
Mesaj Tarihi: 17/Ocak/2010 Saat 15:02
''Pusulanin hep kuzeyi gösteren ibresi gibi,bir erkegin suçlayan parmagi da daima,mutlaka bir kadini gösterir.''
Bin Muhtesem Günes_Khaled Hosseini..
Mesajı Yazan: Le_Vent_Nous_Portera
Mesaj Tarihi: 17/Ocak/2010 Saat 20:49
SÖZCÜKLER
Benim gibi yasli bir devrimciye böyle bir ödül vermek.. kapitalizmin öç alma girisiminden baska bir sey degildir. ( Nobel Ödülünü reddederken...
Sözcükler de Sartre.. çok küçük yaslarda kitaplarin sihirli sayfalarina dalan bir çocugun, kendisine nasil bir dünya kurdugunu, gerçeklikten nasil uzaklastigini, çevresine nasil yabancilastigini ve sonunda nefes alabilmek, yasadigini duyabilmek için nasil yazmaya basladigini, okuyanlari derinden sarsacak sekilde büyük bir ustalikla anlatmaktadir..
Bir san ve seref ölümü olan ölümümdü beni yanlis yollara sapmaktan, kanamalardan ve peritonitten koruyan. ölüm ve ben bir tarih üzerinde anlasmistik. randevuya erken gelirsem orada bulamayacaktim onu. arkadaslarim, ölümü düsünmedigim için istedikleri kadar kabahatli bulsunlardi beni: Ölümü yasamaktan bir dakika bile geri kalmadigimi bilmiyorlardi onlar. Bugün hak veriyorum onlara: Insanlik halinin tümünü, hatta tedirginligini bile kabul etmislerdi. ben ise güven duymayi seçmistim ve aslinda kendimi ölümsüz sandigim dogruydu. kendimi önceden öldürmüstüm ben, çünkü ancak ölüler ölümsüzlügün tadini çikarabilirlerdi
Mesajı Yazan: Musab b.Umeyr
Mesaj Tarihi: 17/Ocak/2010 Saat 20:50
"Kendi Uydurdugun Bir Yalani Söylemek Baskasindan Duyulmus Bir Dogrudan Hemen Hemen Daha Iyidir...Ilk Bakista Sen Bir Insansin Ikincisinde Ise Bi Papagandan Farkin Yoktur...Sen Kimsin..."
SUÇ ve CEZA
Mesajı Yazan: atess
Mesaj Tarihi: 29/Ocak/2010 Saat 13:31
Çalikusu Feride günlügünün arka kapagina mavi mürekkeple yazarak bitirirdi sözde yasam öyküsünü... 'Bu geceye kadar hep bir parça senindim Kâmran' diye, animsar misin? Bir baskasinin kadini olmaya giderken ebediyete dek Kâmran'a teslim ederdi aslinda kendini... Yazar ve birakirdi... Kâgida, tarihe, bosluga, aslinda sevgiliye...
Bu konustuklarimiz
kâgida dökülürken, tüm albümler ve sandiklar bir bir açilirken aslinda serüvenin sonunun olmadigini gördük...
Bu yüzden sevinçliyiz degil mi Tolga?
Hep sevilebilecegimizi ve sevebilecegimiz birinin birden çikip gelebilecegini, yine yeni yeniden baslayabilecegimizi gördük...Iyi ki bu yaz bu kitabi bitirdik...Tarihe, kâgida, bosluga, gitmis ya da gelecek sevgiliye ve digerlerine kaldi gerisi...
Gözlerinden öperim...
Alaçati,2009,
Iclâl
Mesajı Yazan: Animeci
Mesaj Tarihi: 29/Ocak/2010 Saat 14:32
"Dedi." :)
Mesajı Yazan: birikiüç
Mesaj Tarihi: 08/Subat/2010 Saat 23:19
"kimi tas gemi oldum cam irmaklarin üzerinde yüzmeye kalkistim; kimi cam irmak oldum tas gemilerin bagrimda yüzmesine alistim. Ama her halde de sadece cam irmagin degil tas geminin de kirildigina tanigim.”
nazan bekiroglu -cam irmagi tas gemi
Mesajı Yazan: atess
Mesaj Tarihi: 12/Subat/2010 Saat 21:39
"Seni sen oldugun için degil, seninle birlikte oldugumda ben oldugum için seviyorum.."
Gabriel García Márquez
Mesajı Yazan: Almila
Mesaj Tarihi: 12/Subat/2010 Saat 21:40
Farki yok gidisinle kiyametin
Rahmi Vidinlioglu
Mesajı Yazan: Güliz
Mesaj Tarihi: 12/Subat/2010 Saat 21:57
"Yoldaslarimiz Melba Hernandez ve Haydee Santamaria'nin bulundugu hücreye ellerinde bir insan gözüyle birlikte birkaç kisi girmis ve görü isaret ederek Santamaria'ya: 'Bu kardesine ait, bize söylemediklerini sen de söylemezsen digerini de çikaracagiz'demisler. O da tam bir kararlilikla:'Tek gözünü çikardiginiz halde ondan bir sey alamadiysaniz benden de daha fazlasini alamazsiniz.' cevabini vermis. Iskence için tekrar geri dönüp kollarinda sigara söndürdükten sonra nefretle yüzüne haykirmislar: 'Artik nisanlin yok, onu da öldürdük!' Santamaria tüm metanetiyle karsilik vermis:
'O ölü degil, kendi ülkesi için ölen biri sonsuza dek yasar...' Küba kadininin kahramanligi ve asaleti bu dereceye yükselmistir artik..."
Fidel Castro
Mesajı Yazan: atess
Mesaj Tarihi: 19/Mart/2010 Saat 20:52
Tanri biliyor ya! Çogu zaman bir daha uyanmama istegiyle hatta bazen bir daha uyanmama umuduyla yatiyorum yatagima; sabah gözlerimi açipta günesi gördügümde içerliyorum. Ah keske suçsuz biri olsaydim da suçu havaya, öbür insanlara ya da basarisiz girisimlerime atabilseydim, o zaman bu isteksizligimin dayanilmaz yükü y...ari yariya hafiflemis olurdu. Vay halime! Fazlasiyla hissediyorum ki, bütün suç yalnizca bende -hayir suç degil bu - bütün mutluluklarin kaynagi kendi içimde gizliydi bir zamanlar, simdi ise bütün kederimin kaynagi gizli içimde, iste okadar. Bir zamanlar duyumsamalarin bollugunda yüzen, adim basi bir cennetle karsilasan, sevgisiyle bütün dünyayi kucaklayabilecek yüregi olan o kisi degil miyim ben artik? Simdi bu yürek ölü içimden hiç bir cosku yükselmiyor artik, gözlerim kurudu ve insani ferahlatan gözyaslariyla artik canlanmayan duygularim, korkuyla alnimin kirismasina neden oluyor. Çok aci çekiyorum; çünkü yasamimin biricik coskusunu, çevremde bana dünyalar yaratan o can veren gücü yitirdim; o güç yok oldu.
Johann Wolfgang von Goethe
- Genç Werther'in Acilari-
Mesajı Yazan: wilma
Mesaj Tarihi: 19/Mart/2010 Saat 20:53
sen simdi gidecen ya, cehennemin dibine git!
Mesajı Yazan: kemküm
Mesaj Tarihi: 20/Mart/2010 Saat 12:01
Asil bilgelik, gerçegi ne zaman kendi isteklerimize göre sekillendirebilecegimizi, degistirilemeyecek olani ise ne zaman sükunetle kabullenecegimizi bilmektir.
Felsefenin Tesellisi-Seneca
Mesajı Yazan: Güliz
Mesaj Tarihi: 23/Mart/2010 Saat 22:55
"Kötü bir resim asarim korkusuyla hiç resim asmadim , kötü yasarim korkusuyla hiç yasamadim..."
Oguz Atay - Tutunamayanlar...
Mesajı Yazan: fahrettin
Mesaj Tarihi: 23/Mart/2010 Saat 22:58
[QUOTE=wilma]
sen simdi gidecen ya, cehennemin dibine git!
[/QUOTE]
erdal demirkiran:D
Mesajı Yazan: wilma
Mesaj Tarihi: 25/Mart/2010 Saat 13:59
erdal hoca aynen ;)
Mesajı Yazan: Güliz
Mesaj Tarihi: 27/Mart/2010 Saat 22:04
"Düs kurmayi bile beceremedigimi farketmistim bir gün. Gelecekten ne bekliyordum, neydi bana haz veren seyler, tüm bu yapip ettiklerim benim tercihim miydi? Sorular, sorular... Insanin sormaya baslamasi, en büyük talihsizligiymis aslinda..."
Enver Aysever - Bir An Bin Parça
Mesajı Yazan: wilma
Mesaj Tarihi: 28/Mart/2010 Saat 23:04
Hayatimin, esprisini hiç anlamadigim ve o nedenle de hiç gülemedigim bir karikatüre dönüstügü o gün, havada hiç rüzgar yoktu. Bogulacak gibi oluyordum. Sudan çikarilmis baliklarin çaresiz nefes alislarini andiriyordu, içime bir yudum hava çekme çabalarim. Alnimda boncuk boncuk sikinti teri birikmisti. Gerginlikten sirtim tutulmustu. Pencereden bakarken bu basinci ancak bir firtinanin dindirebilecegini düsünmüstüm. Boynumu uzatip da hasretle yolunu gözledigim yagmur nihayet yagdiginda, artik ona pencereden bakabilecegim bir evim yoktu. oysa mevsimlerden de bahardi. Ölüm bahara yakisir mi?..
Mesajı Yazan: bilalbal
Mesaj Tarihi: 18/Mayis/2010 Saat 19:21
aklima sen geliyorsun.sana geliyorum.bu gün sana uzanacagim.
sailime vuran bir yunus gibi,ne varsa cigerlerinde geçmisimin,ne
kadarini tükettiysem ömrümün hepsiyle birlikte.yani ki bana kalanlarla.
sana gelecegim.çünkü içim,aldiklarini umursamadan yitiren içine
mahkum olmus bir kere.
bir günah isler gibi yasadik.
sürekli sana yalvardi durdu dudaklarim.aramizda uzanan bu yogun orman,
firtinali gecelerimin coskulu gürültüsü olmaya devam etti
hep.oysa,zamanin tesellisi yoktu.
her seyin iki masali vardi ama yalnizca birini yasayabiliyor,digeriniyse
unutmak için
yanimizda tasiyorduk.
tasinanlarin tesellisi ise agir oluyordu.
ne zaman uzanip diinlenecegim gözlerinin panayirinda?
ne zaman dagilacak o kalabalik?
varligimin anlamini birakip unutmak istiyorum seni.daha fazla tasimak
istemiyorum.oysa biliyorum ki;biriktirdiklerini birakanlarin
panayirindaki bu yalnizlik
kumarina ben,aramizdaki mesafe bir çizgi gibi inceldiginde
katilacagim.hiç bir
zaman yere düsmeyecek senin için salladigim bu zalar.
boslugumdan bosluguna avuçlari kanayan bir sevda kumarbazi!
murat çelik/gülziya
Mesajı Yazan: bilalbal
Mesaj Tarihi: 18/Mayis/2010 Saat 19:22
yalnizdim.
gizimle bir olup yalnizdim.birakamadigim seylerle yalnizdim.
oysa,bir zamanlar beraberdik.ben ve sen.bir kelebegin kanatlari.
bu kadar uzaktik birbirimize.o kadar sarilip o kadar ayriliyorduk
yine birbirimizden.ortada bizi bir arada tutan gövde kendisi bizatihi
ask olan yaraticinin bizi yolladigi yeryüzü oyunlari sahnesiydi.
benim tarafimdan senin tarafina dogru her gidisim hayallerimin,sevginle
büyümeye basladigi yerdeki teslimiyetti;ters yöne uçan iki bedenin ayni
yöne vuran kanatlariydi ve dahi senin tarafindan benim tarafima her
dönüsüm.
niçin kaniyor böyle avuçlarim?niçin hep terliyorum?gözlerim
agriyor,agrininda ötesinde bir sey bu.ötelerde,daha,daha ötelerde.
bir bekleyisle sekillenen ve sonunda seni buldugumda,düsüncelerimi
suskunlugunla dagitacak,çogaltip yasatacak bir yalnizlik bu.
az kaldi,bitirecegim yolumu.bu kez,geri dönüs yok aynali
yollara;bütün
aynalarimi kirarak geliyorum yanina.hazirlan ey ruhumun nazli anahtari.
daha ezel bezminde ruhlarimiz yanyanayken ask olarak haktim ben sana.
bezm-i alemde yazmis kalem beni sana.hazirlan!girerek temizledigin
bütün deliklerimin sahibi.geliyorum.hazirla kanina akacagim bölgelerini!
bir imgeyle katil olabilirim.bir öyküyle,seni ortak edebilirim kendime.
alinip okunacak bir gizle yasamina yeniden ve kaldigi yerden devam
edebilirim.
çünkü sen,bende bitmis olacaksin.kuyusu temizlenmis ve yer degistirmis
olarak.
yeni bir yüzüm olacak.biliyorsun;yani,tekrar baslayacagim.kendimi eskiterek yapacagim
bunu.
murat çelik/gülziya
Mesajı Yazan: bilalbal
Mesaj Tarihi: 18/Mayis/2010 Saat 19:24
...
hayati kullanma kilavuzumuzda gözden kaçirdigimiz çok sey var
körlesiyoruz zihni bir körlük bu zaten kör olan gözler degil sinemizde
olan degil miydi
sözcükler ve degismeyen maskeler sen kendi içinde girislerini ve
çikislarini kapamis bir bilek kesimim kadar uzak bir zamandasin iste yol
iste altimda akan sular iste isiginda meleklerin secdeye vardigi ruhum
penceremde bir tünel karanligi bir orgazm bir imge bir kan bir yildiz
bir uzun ve kivrimli ray bir koridor bir yogun bir yagmur bir eger bir
belki bir tereddüdün en son ani bir ates bir mavi bir dil biraz kül bir
hatirlayis damarinin o büyük ugultusu bir tuzak biraz bahar biraz jethro
tull biraz gül kokusu biraz da israrla birbirimize elimizde tutma
cinayetleri ikizimizi yaratma saçmaliklari sabaha kadar kendimle
sevismek için yazdigim bu satirlar kalbinin yayindan siçrayip bana dönen
çaresizliklerimdi bu çaresizliklerimi nereye kadar sürdürebilecegimi
bilmiyorum çünkü alisamiyorum sensizlige nasil alisabilirim ki
ben sendeki benim olan seye sevdaliydim
anla ki insan ikizini öldürmeden yasayamiyor öyleyse nasil
alislabilirim söyle nasil sürdürebilirim oysa yasamak acilara alismakla
sürebiliyor -insan alisandir- ve insan yasamadan ölür mü bilemiyorum
yasayarak ölmeyi ögrenmek yerine bizler ancak öldükten sonra yasamayi
sürdürmeyi düsünüyoruz bilinçsiz bir cennet özlemiyle ruhlarimiz
arzulamadan ulasiyor sonra da ulastiklarimizin agirliklarini
tasiyamiyoruz ve en nihayet bir ihanetle ulastigimiz yerden geri
dönüyoruz yani dedi evet devam et dedi kara saçli kiz yani sen kucagina
zorla bir kusu kondurup kanatlarini oksuyorsun sonra karincalaniyor her
sey anlamini yitiriyor bir itirafa baslar gibi seviyoruz alçak gönüllü
olalim bir kusun hiç oksanilmayacak yeridir kanatlari yani ki acilarla
anlasilmaz var misin... sen delisin dedi kiz ve bir zavalli belki de bu
yüzden seviyorum seni belki de bu yüzden aci çekmemiz gerekiyor yasamak
dedi adam kömür saçli kizin sözünü keserek saçlari rüzgarin gidemedigi
yerden geliyordu ve birden kizin elini tutup hizla oturduklari yerden
disari çiktilar gece henüz baslamisti her seye ragmen acilarla
anlasmalarin ve yenik düsmelerin saatiydi kimse zamanini yaninda tasimaz
herkes varolmalarinin disinda bir yerlerdedir bu saatlerde çünkü
gecedir karadir onun da saçlari hizla sürüklendiler sokaklarda inanilmaz
bir arzu duyuyorlardi içlerinde yanip tutustular ihtiraslarina sarilmis
bir sarmasik oldular o sarmasik ki askin bir diger adi sardigini yakan
ve içten içe eriten bir gözyasi o tutkunun iyilestiremedigi ki o
çagiracak olan ruhlarinin hayvanini yani ki ölünce bir baskasinda
yasayacak olan seyler bunlar yani ki bunlar büyük bir yanardagin bin
yillik uykusundan sonra kasiklarina inecek olan sarkilar hizli hizli
yürüyorlardi yok hayir kosuyorlardi kosarken atesini ne kadar
sogutabilirse insan o kadar üsüyorlardi kasiklarini beyninde tasirken
insan uzaklik anlamini yitiriyordu gidilecek yerin önemi yoktu
kasiklarin nereye kadar tasiyordu seni önemli olan buydu ve yine ki
kasiklarini bir baskasina emanet vermisken insan hiç konusmuyordu
hiç konusmuyorlardi bir apartmanin kapisina geldiler kapiyi açip
içeri girdiler hiçbir sey düsünmeden hiçbir sey söylemeden sanki hiç
yasamamis gibi sanki hep yasiyorlarmis gibi merdivenlerden inmeye
basladilar etraf zifiri karanlikti apartmanin bodurumu olmaliydi burasi
küf kokuyordu 'köstebek' diye seslendi kiz biraz bekledikten sonra
tekrar seslendi köstebek diye karanlik oldugundan pek iyi göremiyordu
tam o anda köstebek kizin ayakuçlarina basarak geçti kiz köstebegi takip
etti hayvani odanin en ucunda korku dolu ve parlayan gözlerle kendisine
bakarken buldu egilip tutmaya çalisirken köstebek kizin avucunu çizerek
baska bir köseye kaçti epey süren bir kovalamacadan sonra nihayet kömür
saçli kiz kanayan avuçlariyla köstebegi merdivenlerden çikmaya
çalisirken yakaladi alip gögsüne bastirdi gözlerine bakti tam bu sirada
köstebek gagasini kizin yüzüne geçirip yanagini isirdi kiz bir çiglik
atip havani birakti köstebek ve kiz çigliklar atarak merdivenleri
çiktilar kara saçlarindan tutup acele bir hareketle duvara -ya da öyle
sandigi bir yere- kizin yüzünü dayadi hafifçe belini büktü apartmanin
disindan bir kadinin saçi çekilirkenki çigliklari ulasiyordi kulaklarina
yanardag tasmis içlerinde bir iliklik geri getirilemez zamanlarin
acisini atiyordu kasiklarindan seni seviyorum dedi onu hep sevecegini
söyledi digeri de -insan gelecegini ve gelecek olani bilmeden söz verir.
sonra da hangi atlasta dogdugunu hatirlama çalisarak ömrünü tüketir-
apartmandan çiktiklarinda kizin avuçlari kaniyordu
hayli zaman geçti sen simdi kim bilir belki de baska bir ruhtan
aldigin tatla yaliyorsun içine inen yazilarimi bense kendimle birlikte
oturup pul oluyorum uzakligina belki de askin güzelligi buydu hasta ve
doktoru ortasi yok gözlerimin karanlik nehrinde küçük hüzünlerle
agirlasip battigimiz küçük hüzünlerle darilip sürüklendigimiz bir yerdi
ask basi ve sonu yok evvel ve ahir olandi ask! agzimizda eriyen bu mum
sevincinin hatirlayislarini ve dökerten en keskin yapragini göz
kapaklarimizin girdigimiz bu nehirde unutulmuyor ki hiçbir sey acinin
ipek kayganligi var içimin sana ait yolculugunda sana ait kapisi
paramparça tünelimin giren çikan belli degil anliyorum ki;
ask bilinç altinda unutulan bir nester
bu dokunus bu uzanis bu düsler bu yazilanlar bu okudgun satirlarim
buzlu cam parçalarinin irmaginda kanayan bu avuçlar gidislerimizin
durdurulamayan bu akisi avuçlarimizin mesafesi olan bu ayrilik bir
kavusun ter kokusu olan bu kendini bile tarif edemeyen kelimeler bu
çürüyüs bu yeniden sanki yeni bir seymis gibi bu yazdiklarimiz bu eriyen
zamanin geçisini çerçeveleyen küçülen agzin büyüyen tebessümü -ki
saçlari beyazdi- bu direnis bu boyu bir yaprak düsüsü kadar umudumuz bu
kirilgan ve daginik düsüste bizi bekleyen yerin demir parmakligi olan
yasam bu kalbimizi kör eden düslerimizin beyazi bu dünyanin en son
bakisi sandigimiz bakislarimiz
bu yelesini atesten siyiramayan
ve ki basian egerek esen rüzgar
bir baskasinin denizinde
kendi gidisini seyredecek kadar uzun kalamayan bu balik
göçebe bir inancin gölgesini bir siir gibi ardinda tasiyan bu yer
degistiris
yani demek istiyorum ki sevgilim,
yasama aittir bütün aynalarin karsisi
demek ki tereddüt seyahatlerindeyken korkularimiz biz ruhlarimizdan
arta kalanlariydik ve
öpüsürken dudaklarimiz yoktu
biz birbirimizin aynasiydik!
bir gün gelip de ayrilirsak geriye bakip bu söz verislerimizi seni
seviyorumlarimizi hiç ayrilmayacagimizi hatirlayacak miyiz diye
sormustuk birbirimize peki simdi beni düsünüp hiç aklina... neyse bos
ver ben simdi gerideyim sense bir düs uzakliginda ben her zaman
yerimdeyim öyle oldu bu sürekli mekanim degisirken yerim hiç degismedi
çünkü ilerlemek bir seyleri geride birakmaktir bu yüzden korkagin
biriyim ben bu yüzden her seyi kendimle tasimaya inatla sürdürüyorum bu
üzden gerinde kalan hep ben oldum baska ne yapabilrdim ki geçmisle
aramdaki farki kapatmaya çalisiyorum zaman yükünü hazirlarken
omuzlarimizi fazla düsünmüyor simdi o yükle beraber gidecegim mesafeler
öyle uzak ki bir farkliligi yasiyorum adeta müsterisiz bir otel gibiyim
bombos gidenlerim çok fazla gidenlerinin biraktigi boslukla agirlasan
bir otel bir seylere yetismeye çalisiyorum eger gecikirsem sonsuza dek
burada kalacagim çünkü yasadiklarim kaçinilmaz bir sekilde ensemden
yapisiyor bir fotografta sonradan yapistirilmis gibi yani ki ben hep
geçilen oluyorum çünkü ensemde biriktirdiklerimin disleri var simdi bu
köprünün basinda ya da sonunda belki de ömrümün beni buraya sürükleyen
neydi diye düsünüyorum bosaliyorum bombos oluyorum
boslugumdan sari bir tramvay geçiyor
bu geçis daha sonra hatirlanacak olan seyden çikip baska bir renk
seçiyor kendine yani ki boslugumun sari hüzün tramvayi bir bakima
geçmisimin rengini bekleyislerimin degismeyen akisinda beliriyor öyle
ya! en nihayetinde askin da kendine yarattigi -ya da bize biraktigi-
sadece bir geçmistir ask sadece yeni bir geçmis yaratir bunu da
gelecekten çalarak yapar ve bu geçmisi yalnizca sari bir tramvay asar
gittikçe yaslaniyorum omuzlarim eriyor galiba tasinamayan bir
çocukluktu benim sirtladigim iklimini seçememis bir çocukluk
...
murat çelik/gülziya
Mesajı Yazan: bilalbal
Mesaj Tarihi: 18/Mayis/2010 Saat 19:25
annem her aksam, o ince sesiyle ayaklarimi yikamami istediginde dünyalar
basima yikilirdi. nefret ederdim. sanki biriktirdiklerimi, o gün
yasadiklarimi, yürüdügüm yollari birakiyordum. oysa ben hiç kaybetmek
istemezdim ki. düsünüyorum da ne çok degisti her sey. ama simdi
anliyorum ki, bizler kaybettiklerimizle yasiyoruz. ya da ben
tasidiklarimi unutamiyorum. ben simdi sanki ayaklarimi yikamis oldum
galiba. sanki yeniden basliyorum. ama biriyle, baska biriyle bu sefer.
yani tekrar kirleniyorum. sen simdi bana, ayaklarini yika demezsin degil
mi? sularimda bir sürü beden var ve ben inatla sürüklüyorum hepsini
kendimle. ta ki ulasacagim o büyük bosluga kadar. sonra, oda bizlerle
beraber devam edecek.
kim kimin boslugunu kimin bosluguna düserek dolduracak belli degil.
düsecegiz.
sadece düsecegiz ve düstügümüz yeri hiç bir zaman göremeyecegiz.
kendimizi ne zaman hatirlamaya kalkissak, düstügümüz bosluk ya da
birlikte düstügümüz bosluk bunu hemen unutturmaya çalisacak bize, hemde
bir baskasinin boslugunu göstererek yapacak;
bosluklarimiz,
görecegiz ki düsüsünü bile dolduramiyor olacak sevgilim. tipki su andaki
gibi hep birlikte tek olup akacagiz. akarken tutunmaya çalistigimiz
seyler daha önce biraktigimiz ve görmemezlikten geldiklerimiz olacak ve
biz avuçlarimizi hangi bosluga tutunmaya çalisirken kanattigimizi hiç
bir zaman bilemeyecegiz,
bütün bosluklar hatirlamakla baslar;
düslerimiz bunlari tane tane içimize bagislarken,
hayat unutulmus olanlarla daha da zenginlesecek."
Murat Çelik
...
-durdu.öylece durdu. her seyin durdugu gibi. nedensiz. sonuçsuz. bu
sebepler aleminde her nesnenin kendi yerini bilerek durmasi gibi. öylece
durdu. bir adim atti. gene durdu. o durunca gecenin sesi de durdu. her
sey durmustu simdi. seyler yerini, ay, isigini unutmustu. yildizlar bir
harita. yildizlar uzun bir yol. yildizlar yillara dizilmis bir iz. çit
yoktu. sanki bir dogum olacakti. kendini bir masaldan kaçmis gibi
hissetti. kendisinden bahseden masal anlaticisi tam masalin ortasinda
ölmüs, o da ortalikta kalmisti; masalini ariyordu. yerini, zamanini
sasirmis bir masal.
agir agir kapadi gözlerini. magaralari agir agir açildi içinin. bir süre
öyle durdu. bir seyler dinler gibiydi. uzun bir sessizligin en kisa
huzuruyla oyalandi.
açti gözlerini.
yeni bir hayata baslar gibi.
açti elindeki dosyayi.
eski bir masala yeni bir gökyüzü verir gibi.
gökyüzünün öyküsünü yazdigi sayfalari çikarip havaya firlatti. yere
düsen cümlelerin arasinda gerilip kaybolan yüzünü bir yagmur hiziyla
çiziyordu kelimeleri. patlayacak gibi bakan gözleri büyüdü. saçlari
dümdüzdü. titremeye basladi. o hiç konusmamis gibi çirpinan agzi bir
isyanla açildi. ve kahkahalarla gülmeye basladi. bogulacak gibi
gülüyordu. siddeti gittikçe artiyordu gülmesinin. yüzünde iki ince iz
halinde beliren yaslar, gecenin koynunda titrek bir ay isiginin nazik
gölgeleri gibi agzinin kenarlarina dogru kayiyordu. gülmüyordu,
agliyordu. hayir, gülüyordu. neydi bu, nasil bir ruh haliydi? hem
gülüyor hem agliyordu. ikisi bir arada. iki film birden, devamli.
yarisiyla gülüyor, bir diger yarisiyla agliyordu. aciyla mutluluk gibi.
aciyla mutluluk ne kadar bir arada olabilirse, o kadar uzun sürmüstü bu
bölünmüslük hali. sonra agir agir dindi içinin rüzgarlari. masalini
dinlemis bir çocuk huzuruyla döndü içine. geri geldi gittigi yerden.
oldugu yere çöktü. sonra yeniden kalkti. telasla yüzünü yokladi ve
tekrar yürümeye devam etti. devam eden, süren her seyin o gün geldiginde
dagilacak olmasi gibi dagildi gidisi. çözüldü. hayatimiz boyunca
kimlere kostuysak, kimler için sürdürdüysek nefes alislarimizi öyle
yürüdü bildigi yere dogru. çok iyi bildigi yerin hiçbir zaman
bilemeyecegi gizine dogru...
Mesajı Yazan: bilalbal
Mesaj Tarihi: 18/Mayis/2010 Saat 19:25
yikintilar iç cebimde.deniz,gemi,yollar veyolcular.aynalarin
çekici bosluguna emanet biraktigimiz bakislar ve bütün
bunlarin ardinda,acaba dönecek minin sisten arimis iskelesinde
bekleyisimiz;varligini,kendinde
ararken bir baskasinin olmak.bir bardak
çay içimine sigdirilmis düsünceler bunlar.bunlar,zamanin beyaz
tirnaklarindan arda kalan yüzlerimiz.
pusudayim.
simdi kanatlari islanmis bir kusun gözleriyle bekliyorum günesi.
ve bu kusun yaralanip yere düserken sanki biliyormus gibi sonunu
ve sanki son kezmis gibi aldigi bir solukluk nefesin
-ama yanizca alista,verisinde degil- öncesinde gizliydi her sey.
daha ilk sahnesinde filmin,isi bitmis bir figüran gibiyim.
atmaliydim.
atmaliydim seni o bosluga.geç kaldim,geç kaldim artik gerisindeyim her
seyin.sana söylemeyi istedigim
onca seyin henüz hiç anlatilmamis yerlerindeyim.beklemek de
faydasiz,anlatmayi sürdürmek de.
sen baskasina akmiyorsun ki bekleyeyim geçecegin kiyilari,sen baskasini
sevmiyorsun ki bende onu seveyim.oysa,
kendinlesin yalnizca.kendi kuyunun bittigi yerde sir oluyorsun.kendine
dogru oldugun için
beklemeyecegim artik seni.beklemeden,senin içinde kendime duracagimben
de ve bir gün bileceksin ki,
senin içinde kendimi beklettigim için yaziyorum sana bu
satirlari.sen,bilmeden daha tehlikeli bir
sey yaptin;kendini hep benimle beklettin.beklerken elimde bir gül
olacak,topragini yanimda tasidigim bir gül.
bu sefer kosmayacagim,tecrübelerim var.tasirken öldürmek istemiyorum
gülleri.yüzüm hep sana dogru olacak.düslerimin
dalgin sularinda isigiyla gezinen bir aysin sen.rüyalarimin açik kalmis
yerinden çirilçiplak bir
gecenin saçlariyla,rüzgarda salinarak girdin hayatima.öyle kaldin
içimde.artik kim kimin içinde anlayamiyorum.
girdigimiz yerleri birlikte unuttuk.
sana itiraflarimi birakiyorum.
ben peygamberini öldürmeye giderken
hançerini kendi gögsüne saplayan
o güzel bedevinin
aski gören kalbinin penceresiyim!
sen simdi bunu inkar sanirsin
sen simdi bir mektubun puluna verilmis bir çift dudaksin.
her seyin iki masali olur.yasadiklarimi kendimle gezdirip,ölmelerimi
sana anlatiyorum;
hangisi ben'im,bunu sen bilmelisin,çüünkü sana itiraflarimi
birakiyorum.ihanetlerini hakli
çikarmak için yapiyorum bunu.
unutma,
hayat yalanlarla dogrulanir sevgilim!
kendine yalan söylemeyi sürdür ki ben yine bekleyeyim seni,daima
bekleyeyim.hep bekledigim gibi.
taki, o gün gelene kadar.ve o gün geldiginde..ask en çok kime yakisir
bilir misin?içinde
tohumlanabilecegi bir bedene.anliyorsun degil mi?
iste onun için bekleyecegim seni.
söylesene sevgilim,
ben eskidikçe sen hep güzellesir misin?
suskunlugumun neresinden dönebilirim sana?
seni hangi mevsim sasirtip aglatiyordu
ben bir kelebegi görüp incindigimde?
söylesene,
ben ölürken
kendini yasatabilecek misin anlattiklarimla?
bir mavi isik
gelip bir sari düs
çikip gittin penceremden!
unutma!
her masal vurur kahramanini mutlaka!
simdi,gögsümdeuykudadir bütün yildizlar.içimde karanliklari savuramayan
bir
rüzgarin atlilari geziniyor.kararmis çanlar durmadan çaliyor beynimde.ve
ben,bulutunu dagitamamis
bir gökyüzünün ortasinda yer ariyorum kendime.zaman,üzerime çekilmis bir
battaniye gibi
yutuyor bedenimi.
biliyorum,
ölümüm bir çocuk uykusu gibi tatli
bu yorgun bedenim gibi de hüzünlü olacak.
sonra.
sonra silinmis olacak yazilarim belki de.belki de inkar edecegim
bildiklerimi.ve sen hiç okumayacaksin bunlari.
benden kalani atesten yagmurlar dagitacak.bilinmisligin ardina gizlenip
serseri bir söz yerine;bilinmeyenin
batakliginda kaybolacak ruhum.kagitlar yetmeyecek anlattiklarima.hiç bir
sayfa söyleyeceklerimden daha beyaz olamaz.
bundandir ki;içimdeki cüzzamli sevmelerimin hepsini pas tutmus gögüs
kuyuma,kanayan avuçlarimda
tuttugum aynalarimi ise sonsuzlugun bekçilerine verip,yalnizliga
sürgülenmis bu kahrolasi yasamin en deli oyuncusu
olmaya gözlerimi son kez yumarak devam edecegim.bakislarimizin
karsilastigi o sonsuz boslugun kiyilarinda,sen
bosuna ugrasacaksin yalniz yürümek için.ben dünyanin bütün çocuklariyla
kosacagim kalbimin lünapark tarafinda!
sen,
gözleri ufuktan öte bir çizgi
el yordamiyla anlatilmis bir mutluluk
ben,
bu yorgun topragin yeminli bedevisi
içinden bakilmis bir yüze gidiyorum,gelir misin?
murat çelik/gülziya
Mesajı Yazan: wilma
Mesaj Tarihi: 18/Mayis/2010 Saat 19:43
Senin mutlu olmana ancak senden birsey almaya hazirlandiklari zaman izin verirler.
uçurtma avcisi
Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version Private Edition - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2008 Web Wiz - http://www.webwizguide.com