Selçuk üniversitesinin en büyük ve kaliteli içeriğine sahip sitesine kayıt olmadıysanız hemen kayıt olun
|
|
|
Köşe Yazıları - 2010 |
Yanıt Yaz
|
Sayfa 123 8> |
| Yazar | |||||||||||||||||||||||||||
|
Alıntı Cevapla
Konu: Köşe YazılarıGönderim Zamanı: 06/Eylül/2009 Saat 02:32 |
||||||||||||||||||||||||||
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 06/Eylül/2009 Saat 02:34
|
||||||||||||||||||||||||||
Düzenleyen atess - 06/Eylül/2009 Saat 02:35 |
|||||||||||||||||||||||||||
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 06/Eylül/2009 Saat 23:27
|
||||||||||||||||||||||||||
Oldum olası sokak satıcılarının gözde ürünü, “ağlayan çocuk” posteridir.
Nereli olduğunu, ne derdi olduğunu bilmediğimiz bu mutsuz oğlan, yıllardır tombul yanaklarına süzülen inci gözyaşlarıyla bize bakar, iç çeker ağlar. Yıllar önce Murat Belge, posteri çözümlerken “ağlayan çocuk”a gösterdiğimiz ilginin, bilinçdışı suçluluk duygumuzdan kaynaklandığını yazmıştı. “Suçluluk”, çocuklarımıza karşı çelişik davranışlarımızdan kaynaklanıyordu: Bir yanda katı disiplin… baskı… Diğer yanda gevşeklik, laçkalık… “Bizi rahatsız etmesin de ne yaparsa yapsın” tavrı… Belge’ye göre poster, bilinçaltımızdaki vicdan azabının yatıştırılmasına hizmet ediyordu.
* * *
Münevver Karabulut, güncel bir “ağlayan çocuk” posteri gibi gazetelerin baş sayfalarını “süslüyor” her gün… Üstelik yanında bir de “ağlayan baba” posteri hediye... Bakmaya, izlemeye, konuşmaya doyamıyoruz. Acaba sürekli onlara bakmak ve habire kulak mememizi çekiştirip tahtalara vurmak da içten içe bir “ağlayan çocuk posteri” işlevi görüyor mu? Ebeveynlerin evlatlarıyla ilişkisindeki, medyanın çocuklara bakışındaki çarpıklığın vicdan sızısını dindiriyor mu?
* * *
Trajik bir cinayet haberi olarak başlayan öykü, giderek bir toplumsal cinnet temsiline dönüştü. Başta “Fakir kız-zengin oğlan”ın felaketle biten ilişkisi ile kızını mahveden zengin dünüründen intikam almaya çalışan babanın hikayesi, hepimiz için tanıdık bir yerli diziydi. Ama sakız olup çiğnendikçe “yersiz bir dizi”ye dönüştü.
* * *
Öykünün ibretlik boyutlarıyla ilgilenmedik: Mesela gençler arasındaki ilişkilerin şizofrenik yanıyla.. Mesela salondaki ebeveyn dünyasıyla yan odadaki çocuk dünyası arasındaki uçurumla… Mesela kudret sahiplerinin polis üzerindeki tahakkümüyle… Çocuklarına silah eğitimi vermekle övünen polis şefinin, çocuğunu şiddete kurban vermiş acılı babayı tehdit etmesiyle… Öykünün dikenli alanlarına girmedik pek… Kafası kesilen güzel kız ve onun acılı babası yeterliydi. Yaptığımız haberler babayı çıldırtma noktasına getirince de, yarattığımız kahramanın çaresizce öpmek istediği elimizi geri çekip “Hiç yakışıyor mu, çok ayıp”la “Vah vah kafayı yedi adamcağız” arasında bir yere mevzilendik.
* * *
İletişim kuramcısı Neil Postman’ın taktığı isimle, “Öldüren eğlence” bu... Dramatik olaylar, popüler medyanın elinde özünden kopup gösteriye ve eğlenceye dönüşüyor. Oysa İstanbul’da “altın vuruş”la ölen Begüm’ün öyküsünde, uyuşturucu kullanma yaşının nasıl olup da 7’ye kadar düştüğünü inceleme fırsatı var. Mersin’deki ıslahevinde 13 çocuk tarafından dövülerek öldürülen 16 yaşındaki Yasin’in dramı, bizi “ıslah” metotlarımızı sorgulamaya davet ediyor. Güneydoğu’da teslim olan eylemciler cezadan kurtulurken polise taş atan çocuklara 11 yıl ceza verilmesi, nerede hata yaptığımızı görme şansı veriyor. Ama bu kadar derine inmeye niyetimiz, vaktimiz, naktimiz, ekibimiz yok. O yüzden çoğu gazete ve TV, kapsamlı dosyalar, zihin açıcı araştırmalar yerine eğlendirici haberler sunuyor. Kahramanlar şişirip tek hamlede söndürüyor. Bize de “ağlayan çocuk” fotoğrafına bakıp, babasının gözyaşlarına acıyıp, vicdan sızımızı dindirmek kalıyor. Can Dündar
Düzenleyen atess - 06/Eylül/2009 Saat 23:28 |
|||||||||||||||||||||||||||
![]()
net-muratt Selçuk Üniversitesi Öğrencisi Değil Gönderilenler: 7249 Puan : 2864 Uyarı:0/10 Bölüm: ----- Önemli olan ruhtur. Güzel bir çehrede güzel bir ruh yoksa neye yarar ---- Memleket: Konya Kan Grubu: A rh + Takım: Galatasaray |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 06/Eylül/2009 Saat 23:33
|
||||||||||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
![]()
net-muratt Selçuk Üniversitesi Öğrencisi Değil Gönderilenler: 7249 Puan : 2864 Uyarı:0/10 Bölüm: ----- Önemli olan ruhtur. Güzel bir çehrede güzel bir ruh yoksa neye yarar ---- Memleket: Konya Kan Grubu: A rh + Takım: Galatasaray |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 06/Eylül/2009 Saat 23:35
|
||||||||||||||||||||||||||
Amerika skor istiyorAcaba bu açılımların üst başlığı “Obama açılımı” mı? Yeni Amerikan Başkanı’nın Meclis’te konuşmasının üzerinden 5 ay bile geçmedi.
Ne demişti Obama: “ABD, petrol ve doğalgaz alanındaki Doğu-Batı koridoru rolünüzü destekleyecek.” Ayağı uğurlu geldi: Başkan gittikten 3 ay sonra Nabucco projesi imzalandı. Ne demişti? “PKK’ya karşı mücadeleniz, Kürt nüfusun eğitimi, fırsat eşitliği ve demokrasiyi geliştirme yönündeki çabalarınızla güçlenecek.” Allah söyletti: O gider gitmez “Kürtlere açılım paketi” gündeme geldi. Ne demişti: “ABD, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini destekliyor. Sınırın açık olması iki ülkenin yararına olacaktır.” İstediği oldu: Şimdi de Erivan’la ilişkileri normalleştirme süreci başlıyor; sınırın açılmasına hazırlanılıyor. * * * Ben o konuşmada Obama’nın “bir basketbolsever olarak” Hido ve Mehmet Okur’u övmesini de çok sevmiştim. Biliyorsunuz; Amerikalılar futbolcu değil, basketçidir. Bunun nedenini, dostum Tanıl Bora mükemmelen özetlemiştir. Der ki: “Amerikalı, futbol değil basketbol sever, çünkü; - Bir defa beraberlik sevmezler. Taraflar varsa mutlaka bir kazanan olmalıdır. - Rugby gibi kıran kırana oyunları seven Amerikalı için, en küçük temasın cezalandırıldığı futbol, bir ‘kız oyunu’dur. - Amerikalı skorcudur. Basketbol liginde 100 sayının altında kalan takımı ayıplayanlar için az gollü futbol sıkıcıdır. - Futbolun derby devlerinin ezeli rekabeti, tarihsel köklere dayanır. ‘Yeni kıta’nın kültüründe olmadığı gibi sporunda da böyle tarihsel izdüşümleri yoktur. Onlar tarihle değil, güncelle ilgilidir.” * * * Böyle bakınca, Amerika’nın, Ortadoğu’nun uçan halı sahasında asırlardır berabere devam eden sünmüş, kangren olmuş meselelerden nasıl sıkıldığını, ayağına dolaşan bu kan davalarından hemen kurtulmak ve enerji sahalarına acilen boru döşemek için nasıl pratik çareler aradığını kestirmek zor değil. “Niye öyle küs duruyorsunuz canım; barışın, ikiniz de kazanın” tarzı pragmatik ve skorer yaklaşımlar, sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’nun kadim küskünleri arasında da taraftar buluyor Obama zoruyla. Bazen işe de yarıyor. Yıllar yılı çözümsüzlüğü iktidarına yastık yapıp beraberliğin rehavetinde pinekleyenlerin yatakları sarsılıyor. Uzlaşma arayışları başlıyor. Diyalog kapıları açılıyor. Çözüm umutları yeşeriyor. O açıdan, yeni yabancı antrenörümüzün verdiği taktiklerle tempo kazanıp, futboldan basketbola ve sonuç almaya dönük bir oyun tarzına geçmemiz, hiç de küçümsenecek iş değil. Önemli olan, beraberliğe razı, hımbıl, ürkek oyun kurucularımızın, kıran kırana bir kader maçının temposuna ne kadar dayanacakları... Rakipleriyle tarihsel husumetlerini kolayca unutup “Dünü bırak, yarına bak” anlayışına varıp varamayacakları... Ve asıl önemlisi, düdük çaldığında mutlaka bir galibi olacak bu yeni oyunda, mağlubiyeti hazma hazır olup olmadıkları... * * * Evet, yeni teknik adamla Amerikan tarzı bir oyuna “açılıyor”, forma, lig, kural değiştiriyoruz. “Kale” küçülecek; potaya boyumuz yetmeyecek, dar alanda daha az oyuncuyla kısa paslaşmalar olacak. Baskı artacak, buna mukabil faul düdüğü daha az çalacak. Tempo hepten hızlanacak. İnşallah bir yerimizi kırmadan, oyunu yarıda bırakmadan, takımı dağıtmadan bitiririz. Can Dündar Düzenleyen net-muratt - 06/Eylül/2009 Saat 23:35 |
|||||||||||||||||||||||||||
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 06/Eylül/2009 Saat 23:36
|
||||||||||||||||||||||||||
|
Kültür ve Direniş / David Barsamian'la Konuşmalar - Edward Said(Agora Kitaplığı)
bu kitabı arıyorum ama bulamadım burda,edward said kitapyurdun dan bulurum umarım..
|
|||||||||||||||||||||||||||
![]()
net-muratt Selçuk Üniversitesi Öğrencisi Değil Gönderilenler: 7249 Puan : 2864 Uyarı:0/10 Bölüm: ----- Önemli olan ruhtur. Güzel bir çehrede güzel bir ruh yoksa neye yarar ---- Memleket: Konya Kan Grubu: A rh + Takım: Galatasaray |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 06/Eylül/2009 Saat 23:38
|
||||||||||||||||||||||||||
|
online sipariş verebilirsin nihal :) http://www.kitapdenizi.com/kitap/30192-Kultur-ve-Direnis-David-Barsamian-la-Konusmalar.aspx |
|||||||||||||||||||||||||||
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 06/Eylül/2009 Saat 23:39
|
||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 07/Eylül/2009 Saat 03:26
|
||||||||||||||||||||||||||
|
Efsanelerin Ölümü Birbirine Benzer
Efsaneler birbirine benzer. Birinden bahsetmek hepsinden bahsetmek demektir. Çünkü hepsinin düşü ile gerçeği, imajı ile hakikisi arasında derin bir uçurum vardır, o uçurumda boğulur giderler. Bu yüzden ölümleri de az çok aynıdır. Ben daha eski bir efsanenin ölümünden bahsedeceğim şimdi. Greta Garbo.
“Şimdiye dek yaşamış en güzel kadın” olarak söz edilir kendisinden. Efsane! Ama Greta tam da kendi efsanesidir ve bu efsane sessizdir. Sessiz sinemanın parlattığı yıldızlardan biri olarak her mana onda bir yüz ifadesine yüklenir. Bakış, bakıştan fazlasıdır. Tebessüm, gözyaşı, öfke, dudak kıvrımı kendi ifade ettiklerinin sınırını aşarlar fazlasıyla. Sözün desteklemediği bir sinema dilini, bu abartılı ifadeyi sesli sinemaya geçtikten sonra bile terk etmez Greta. Sesli film çekmesi o kadar önemli bir olay olur ki, “Garbo konuşuyor!” Öyle ya, “Bir efsane olmaya yazgılı kahramanın sımsıkı örtülü bıçak sırtı dudakları arasından bir sözcük çıktığı hangi masalda yazılıdır?” Susmalı ki hayranları onu istedikleri gibi kurgulasın. Çünkü bir tapınç nesnesine ihtiyaç duyan hayranlar dünyası hem dokunmak ister hem de dokunduğunun dokunulmaz olmasını ister. Yani bir imaj. Burada Greta’ya düşen, basit bir seçim yapmaktır sadece. Ya dokunularak her fani gibi etten kemikten olduğunun bilinmesine rıza gösterecektir ya da dokunulmaz uzaklığında varlığını sürdürecektir. O da öyle yapar. Oyunu kuralına göre oynar ve bir efsaneye dönüşüverir. Hayranlarının bir tanrıçaya ihtiyacı olduğu kadar o da bir tebaaya mı muhtaçtır ki acemilik yılları hariç, fotoğraf imzalamayan, hayran mektuplarına cevap yazmayan, röportaj vermeyen Greta, filmlerinin galalarına bile katılmaz. Bir efsaneyi yaşatmanın en fazla da yalnız kalmak anlamına geldiğini en iyi bilenlerdendir o, uzak ve dokunulmaz olmak tanrıçalara biçilen ilk roldür çünkü. Efsanesine biçilen onca rol arasında Anna Karenina’ların en güzelidir o, en unutulmazı. Çünkü onun oynadığı bir Anna Karenina, Greta Garbo’nun oynadığı bir Anna Karenina’dır artık. Rolünün üzerinde durmasına koşullandırılmış bir star olarak Greta her role uyan bir oyuncu değildir gerçi, ama ona uygun roller de eksik değildir ki. Mata Hari ile benzer şaibeleri içeren bir hayatın sahibesi olduğu için “Mata Hari” onun sırtında soluk kesici bir elbise gibi durur, oynadı mı yaşadı mı kimseler bilmez. Ancak gözleri kör eden bir star ışığının altında kendisi olamamak da Greta’ya ilişkin bir nakaratı şarkı tınısında tekrarlar durur. Efsanesi büyüdükçe o efsaneyi beslemek isteği, bir sürü kural koymasına sonra koyduğu kuralların altında günden güne yok olmasına sebebiyet verir. Greta gerçeğinden çok düşü, sahisinden çok efsanesidir artık ve oluşturduğu imajın altında kalmıştır çoktan. Çünkü oluşturduğu imaj, gerçeğinin yarışa katılmasına izin vermeyecek denli gerçek üstüdür. Greta yarışamayacağı kendi imajının ağırlığı altında kendi üzerine çöken bir yıldız gibi bir kara deliğe dönüşürken, en fazla da kendisini çeker yalnızlığının karanlığına. İmajıyla gerçeği arasında açılmaya başlayan mesafeyi kabullenmek, “dünyanın en güzel kadınından” günbegün, sevimli bir büyükanneye dönüşmeyi hazmetmek onun harcı değildir. O da efsanesini korumayı yeğler. Hatırlandığı gibi kalmak mümkün olmadığına göre hatıralarda kalmayı seçer. Bir daha görüntü vermez, kameraları kendisine yaklaştırmadığı gibi sokağa da çıkmaz neredeyse. İmajın gerçeği rehin almasıdır bu. Oysa sinemayı bıraktığı zaman daha 36 yaşındadır. Bir starın kendisinden üretilen imajının ne denli tutsağı olabileceğini göstermesi bakımından trajik bir örnektir o. Güzellik, suçsa da suça çağrıysa da, Greta cürmün ilk elden zanlısıdır. Cezaî müeyyide? Kolay değildir dünyanın gelmiş geçmiş en güzel kadını olmak, bedeli ödenmiştir. Ağır bir bedeldir bu. Fakat filmi bir de geri saralım. Başarmıştır istediği şeyi. Hiçbir yeni aynanın derinliğine görüntüsünü düşürmediği için hep son göründüğü gibidir ve yansımadığı perdelerde bitmeyen bir filmdir Greta. Hâlâ! Nazan Bekiroğlu |
|||||||||||||||||||||||||||
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 07/Eylül/2009 Saat 20:58
|
||||||||||||||||||||||||||
|
Can Dündar
Amerikan salatası
7 Eylül Pazartesi 2009 Aziz Nesin, Yön dergisinde yazmıştı. 4 Aralık 1945 günü Tan matbaası basılmış. 5 Aralık 1945’ten itibaren İstanbul’daki restoranların menülerinden “Rus salatası” adı silinmiş. Yerine “Amerikan salatası” yazılmış. “Bu, ‘komünizmle mücadele’ adı altındaki bir budalalık dönemidir” demişti Nesin... Usta yazar, o dönem sürekli polis takibi altında tutulmuş, “Rus uşağı, komünist ajan” olmakla suçlanmış, hayli hırpalanmıştı. * * * Aradan 65 yıl geçti; duvar yıkıldı; “düşman”ın adı değişti, ama polis aynı polis, kafa aynı kafa... Önceki günkü Milliyet’te Ergenekon iddianamesi eklerinden bir “teknik takip raporu” yayımlandı. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü’nün imzasını taşıyan 4 sayfalık raporda polis takibine girenlerle ilgili önemli suçlamalar var. Bir kısmının çok ciddi olduğu anlaşılıyor. Ama arada şöyle bir cümle dikkat çekiyor: “Amerikan Büyükelçiliği ile gizli kapaklı toplantılara katılmıştır.” Kim? Mustafa Balbay... Nasıl “gizli” toplantı yapmış? Olay şu: Cumhuriyet’in Yazı işleri Müdürü, İlhan Selçuk ile telefonda konuşurken “Amerikan Büyükelçisi bugün dar bir yemek veriyormuş. Balbay da şu anda büyükelçinin masasında şarap içiyor. Bakalım ne çıkacak” demiş. Bu konuşma teknik takibe takılmış. (Hatta dinleyen polis “Balbay” yerine “Albay” yazmış. Belki de örgütün askeri kanadının enselendiği sanılmış!) İlhan Selçuk’a hem Emniyet’te hem Savcılık’ta bu toplantıyı sormuşlar. O da, “Balbay Ankara temsilcisidir. Büyükelçilerle görüşmesi normaldir” cevabı vermiş. Sonra Savcılık aynı soruyu Balbay’a sormuş: Balbay da o toplantıda Milliyet, Zaman, Referans gazetelerinin Ankara temsilcilerinin de bulunduğunu söyleyip neler konuşulduğunu anlatmış. Büyükelçi’den özel demeç alıp manşete taşıdıklarını söylemiş. * * * Yine tekrarlayalım: “Ergenekon”, Türkiye’nin kaderini etkileyen tehlikeli bir suç örgütü... Ancak yürütülen dava, o örgütün davası mı, ondan çok emin değilim. Baksanıza, dava dosyasından habire soğuk savaşın “budalalık dönemi”ne özgü mizah malzemeleri çıkıyor. Balbay’ın darbe meraklısı askerlerle teması, gazetecilik sınırlarını aşmış olabilir; ama diğer Ankara temsilcileriyle birlikte Amerikan elçisiyle buluşmasının, polisin takip raporuna “Amerikan elçiliğinde gizli kapaklı toplantıya katıldı” diye kaydolması komik... Hem onlar “Avrasyacı” değil miydi? Öyle olduğu için ABD tarafından tasfiye edilmiyorlar mıydı? Ne işleri var Amerikan elçiliğinde...? Örgütün arkasındaki Amerikan parmağı, Özel Harp Dairesi’nin bütçesinde, kontrgerillaya yollanan silahlarda, okyanus ötesinde açılan yargısız infaz ve işkence kurslarında aranmıyor da, basınla sohbet toplantılarından suç çıkarılmaya çalışılıyor. Türkiye’nin yakaladığı aklanma fırsatı, başka siyasi hırslar uğruna heba ediliyor. * * * Bugün Ergenekon davası yeniden başlıyor. Yıllar yılı Sovyet elçiliği önünde bekleyen polis artık Amerikan elçiliği önünde sotaya yattığına göre menülerde bir açılım yapıp Rus salatasına orijinal adını iade etmenin zamanıdır. “Amerikan salatası” ismi, bu haliyle daha çok Ergenekon davasını çağrıştırıyor. |
|||||||||||||||||||||||||||
Yanıt Yaz
Yazdır - Köşe Yazıları
|
Sayfa 123 8> |
| Foruma En Son Mesaj Yazılan Konular - Yorum yazılan son 100 konu | |||||
| Konu |
Yazan |
Tarih ve Saat |
Okunma |
Cevap |
Forum Kategorisi |
Batman'da Tartışma Yaratacak Karar | Testament | Bugün * 16:22 | 1 | 0 | Haberler |
Ben Osmanlıyım | Ruzgar_Gulu | Bugün * 13:31 | 4 | 0 | Videolar |
Şuan hangi şarkıyı dinliyorsunuz? | Ruzgar_Gulu | Bugün * 13:25 | 1905 | 352 | Oyunlar ve Forum oyunları |
Yemenli 11 Kadının Hikayesi...(Peygamber Efendimiz | Musab b.Umeyr | Bugün * 13:11 | 3 | 0 | Hikayeler ve fıkralar |
Üçüncü Tekil Şahısa Bir NOT Yaz! | Musab b.Umeyr | Bugün * 13:10 | 13920 | 1223 | Oyunlar ve Forum oyunları |
Kendini Tanımla | Musab b.Umeyr | Bugün * 13:09 | 1461 | 223 | Oyunlar ve Forum oyunları |
Şuan Moraliniz %de Kaç ? | kader | Bugün * 13:05 | 8920 | 1291 | Oyunlar ve Forum oyunları |
Mesneviden Seçmeler | Musab b.Umeyr | Bugün * 12:15 | 15 | 5 | Dini içerik bölümü |
MEVLEVİ Nasıl Olunurdu? | Musab b.Umeyr | Bugün * 11:23 | 19 | 0 | Serbest Kürsü |
Dİyarbakır-Bursa Maçında Olaylar! | fıştık | Bugün * 10:10 | 280 | 17 | Haberler |